Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9364 E. 2010/2662 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9364
KARAR NO : 2010/2662
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalıya ait tamirhanede tamir edildiği sırada çalındığını ve çalındıktan bir gün sonra hasarlı şekilde bulunduğunu, 3.756,85 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın tamir için müvekkilinin tamirhanesine ve sorumluluğuna bırakılmadığını, tamirhane dışında yol üzerinde bırakılan aracın üzerindeki anahtarı ile çalındığını, araç sahibi ile araç arasındaki zilyetliğin kesilmediğini, araçtaki arızanın giderilmesi hususunda sözleşme yapılmadığını, müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, olayda davalının 2918 sayılı KTK 104., 107.maddeleri ile BK’nun 55.maddesi kapsamında kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında istisna sözleşmesi mevcuttur. Bu sözleşme gereğince davalı tarafın yükümlülükleri arasında davacıya sigortalı aracın onarımını yaparak sigortalıya aracı teslim etmek ve kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmek zorunluluğu vardır. Davacının sigortalısının aracını davalıya tamir için teslim etmesiyle birlikte sözleşmenin kurulduğunu kabul etmek gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında somut olaya bakıldığında; davacı şirkete kasko sigortalı araç, sağ arka camının otomatik mekanizması çalışmadığından arızanın giderilmesi için 14.7.2004 tarihinde davalı tarafa ait tamirhaneye götürülmüş, tamirhane içerisi dolu olduğundan, tamir servisinin önüne cadde üzerine park edilmiş, arızanın tesbiti için motorun çalıştırılması gerektiğinden anahtarı üzerinde bırakılmıştır. Bu sırada aracı tamire götüren şahıs (Işın Göymen) servis içine girerek oturmuş, servis çalışanları aracın sağ arka kapı döşemesini sökerek onarımına başlamış camı kontrol etmiş; kırılan parçayı yerinden çıkarıp serviste oturan … göstermek için tamir servisine getirdiklerinde anahtarı üzerinde bulunan araç kimliği meçhul şahıs tarafından çalınmış, ertesi gün 15.7.2004 tarihinde servis çalışanı … gelen telefon görüşmesi sonucu bu şahsın beyanına göre 500 dolar karşılığında gördüğünde tanıyacağını söylediği şahıslardan hasarlı şekilde teslim alınmış daha sonra emniyet görevlilerine olay bildirilmiş ve 15.7.2004 tarihli tutanak düzenlenmiştir.
Bu halin kısa süreli basit onarım olduğundan bahisle fiili hakimiyetin davalı tarafa geçmediğinin kabulü mümkün değildir. Davalı taraf kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş; aracı atelye içine alıp onarımı tamamlamadığı gibi atolye önünde bulunan aracın kapılarını kilitleyerek, kontak anahtarını üzerinden almamış aksine aracın kapılarını kilitlemeden kontak anahtarı üzerinde durur şekilde açık bırakmaları sonucu aracın çalınmasına sebebiyet vermiştir.
O halde mahkemece, istisna sözleşmesi gereğince davalının sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar
verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.