Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7442 E. 2011/5026 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7442
KARAR NO : 2011/5026
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 357 ada 2 parsel sayılı 3847,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kendisine ait olduğu gerekçesiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 813,45 m2’lik bölümünün davacı adına, kalan bölümün tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Hazinenin temyizi dava konusu taşınmazın teknik bilirkişi … tarafından düzenlenen 02/10/2009 havale tarihli haritalı ek raporda mavi renkli taralı olarak gösterilen bölüme yöneliktir. Mahkemece, bu bölüm üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazın miras bırakanı babası tarafından 3. kişiden satın alındığını, bu tarihten sonra meydana gelen deprem nedeniyle taşınmazın bulunduğu yerden ayrılarak Diyarbakır’a gittiklerini, deprem konutları yapıldıktan sonra geri dönüp 1993 yılına kadar taşınmazı kullandıklarını ileri sürmüştür. Mahkemece, taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, davacı tarafın miras bırakanı tarafından 3.kişiden satın alınıp alınmadığı, öncesinde satıcının zilyetliğinde bulunup bulunmadığı konusu ile taşınmaz üzerindeki zilyetliğin kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü tanıklardan sorulup saptanmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında taşınmazın bulunduğu yeri ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı, dava sonucunda yararı bulunmayan üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile önceki keşifte dinlenilen tanıklar ile yeniden gösterilecek tanıklar ve tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne şekilde kullanıldığı, davacı tarafa kimden ne şekilde geçtiği, davacı tarafça zilyetliğin ne şekilde ve ne kadar süreyle sürdürüldüğü, kullanıma ne zaman ve ne sebeple son verildiği, yerel bilirkişi ve tanıklardan tek tek sorulup saptanmalı, …n fiilen hakimiyet tesis etmesinden sonra taşınmazın kullanılmayışının, iradi terk niteliğinde sayılıp sayılmayacağı tartışılmalı; toplanan ve toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.