YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2996
KARAR NO : 2010/7302
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalıya kasko sigortası sözleşmesiyle sigortalı olan aracın, plakası belirlenemeyen bir başka aracın üzerine sürmesi nedeniyle bariyerlere çarparak hasarlandığını, ancak sigorta tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 6.879,65 TL hasar bedelinin banka mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın kim tarafından kullanıldığının şüpheli olduğunu, kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, iyiniyetli ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, hasarın teminat dışı olduğunun davalı … tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nın 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Husumet ehliyeti (taraf sıfatı) yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, dava dışı bankaca “kararda dain mürtehin oldukları belirtilmek üzere muvafakininin olduğu” şeklinde şartlı olarak muvafakat verildiğinden, davada açık bir muvafakat söz konusu olmayıp, şarta bağlı muvafakat geçerli değildir.
Bu durumda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın muvafakati olmadığından davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma nedenlerine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, hükmün davalı yararına bozulmasına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.