Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/8278 E. 2013/9802 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8278
KARAR NO : 2013/9802
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait olup yolda başıboş bırakılan büyükbaş hayvanın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu müvekkiline kasko sigortalı aracın hasarlandığını ve hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine Ankara 11.İcra Müdürlüğünün 2011/18012 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 26.571,58 TL. alacak üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK’nın 1. ve TTK’nın 4 ve 5. maddeleri gereğince dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 Sayılı TTK’nın 1472. maddesine dayanılarak itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden … bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma … varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda, davacı … olup, uyuşmazlık, sigorta poliçesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Davacı hasar bedelini ödeyerek halefiyet yoluyla iş bu davayı zarar sorumlusuna karşı açmıştır.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği dikkate alınıp, davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, iddia ve savunmalarının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.