YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1993
KARAR NO : 2010/2657
KARAR TARİHİ : 23.03.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Kazan İcra Müdürlüğünün 2008/207 Esas sayılı dosyasından, borçlu şirkete ait işyerinde 25.02.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında 3.kişi şirket lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek, İİK”nun 99.maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, vergi ve Ticaret Odası kaydına göre haciz adresinin davalı 3.kişiye ait olduğu ve borçlunun davacı şirketin müdürü olmasının hacizli malların borçluya ait olduğunu göstermeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Dava konusu mallar 25.02.2008 tarihinde, borçlunun borç kaynağı belge de gösterilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçluya ait belgelerin bulunduğu adreste haczedilmiştir. Bu durumda mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. İcra Mahkemesinin hatalı işlemi sonucu alacaklının dava açmak zorunda bırakılması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz. Davalı 3.kişinin mülkiyet karinesinin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı şirket borcun doğumundan önce haciz adresinde borçlu ve eşi tarafından kurulmuş ve %95 hissedar borçlu … ’dir. Borçlu, yine davalı şirketin unvanını şahıs şirketi olarak kullanmaktadır. Haciz mahallinde de borçluya ait birçok belge bulunmaktadır
Öte yandan, davalı 3.kişi hacizli malların bu şirkete ait olduğu yönünde bir mülkiyet belgesi de sunmamıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular karşısında, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile yine kendisine ait aile şirketi olan davalı şirketin tüzel kişilik perdesinden yararlanarak, ticari faaliyete bu şirket üzerinden devam ettiği ancak borca ilişkin belgeleri şahıs şirketi adına düzenlediği sabit olduğundan, mahkemece davacı alacaklının davasının kabulüne karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 23.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.