Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/9096 E. 2010/2597 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9096
KARAR NO : 2010/2597
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarpması üzerine meydana gelen kaza sonucu 10.000 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalıya ait aracınında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin müvekkili şirket tarafından düzenlendiğinden 2.750,00 TL mahsup edilerek kalan 7.250 TL Tazminatın ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile; 7.250,00 Tl tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TTK. 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı … ile davalılar arasındaki tazminat kaynağını TTK.1301. maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesinden almaktadır. Bu nedenle sigorta şirketinin tabi olduğu zamanaşımı süresi sigorta ettirenin açacağı davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine göre belirlenmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 109 ncu maddesinde 2 yıllık zamanaşımı öngörülmüş olup, bu süre sigortalıya halef olan sigorta şirketi açısından da kaza tarihinden itibaren başlar.
Somut olayda tazminatı doğuran kaza 22.8.2004 tarihinde maddi hasarlı olarak meydana gelmiş ve dava ise 13.3.2007 tarihinde ik yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra açılmıştır. Davalılar vekili süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunduğuna göre zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 23.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.