Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/11174 E. 2011/4067 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11174
KARAR NO : 2011/4067
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/13193 Esas sayılı dosyasında yapılan 09.06.2008 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait faturalı mallar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, hacizle ilgili İİK’nun 99. maddesinin uygulanması gerektiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, aksini ispat yükünün ise davacıya düştüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin tasfiye halinde bulunan ancak henüz tüzel kişiliğini yitirmemiş olan borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı faaliyet adresinde yapıldığı, ancak üçüncü kişinin bu yerde kira sözleşmesi ve vergi levhasına göre 01.06.2008’den itibaren şube olarak faaliyette bulunduğu, sunulan faturaların da mahcuzlara uyduğu, bu durumda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü gerektiği, ispat yükü altında bulunan alacaklının ise karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında bulunan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Ne var ki davacının sunduğu adi nitelikteki kira sözleşmesi ile vergi levhası her zaman temini mümkün belgelerden olup, sunulan faturalar kapsamında kalan eşyaların ayırt edici özellikleri belirtilmediğinden mahcuzlarla karşılaştırılması da mümkün olamayacaktır.
Kanıtlanamayan davanın reddi yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.