Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/429 E. 2010/2408 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/429
KARAR NO : 2010/2408
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalılardan … ’na, onun da diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalılardan … ’un ölmüş olması nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece tasarrufa konu taşınmazın düşük bedelle ve kısa aralıklarla el değiştirmesi nedeniyle davanın kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı … Cansel tarafından diğer davalı … ’na yapılan satışa ilişkin tasarrufun iptali davası bedele dönüştüğünden 165.000.00 TL.nin davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalı … ’ndan tahsiline, yine davalı … tarafından davalılardan …’e yapılan satışa ilişkin tasarrufun iptali ile davacı tarafa cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dördüncü kişi …’in annesi Nuran ile borçlu davalı …’ın boşandığı eşinin babası …’in kardeş olmalarına, bu durumda … ’un borçlunun mali durumu ile alacaklılara zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılardan İnci, Muzaffer …, … ve … ’in sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında borçlu ile işlemde bulunan üçüncü kişi satın aldığı malı elinden çıkarmış olması ve dördüncü kişinin iyi niyetli olması halinde elinden çıkardığı malın değeri oranında alacaklı davacının alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi, dördüncü kişi de davaya dahil edildiği ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir. Bir başka anlatımla davanın kabulüne karar verilmesi halinde ve malı elinde bulunduran kişinin kötü niyeti kanıtlandığı takdirde artık üçüncü kişi tazminata mahkum edilmeyip tasarrufun iptaline ve taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece davalıların tümünün kötü niyetli olması nedeniyle davanın kabulüne ve 165.000.00 TL. tazminatın davalılardan …’ndan tahsiline yine tasarrufa konu taşınmaz üzerinde davacı tarafa cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece malı elinde bulunduran dördüncü kişinin kötü niyetli olduğunun kabulü halinde davacı tarafa sadece taşınmaz üzerinde alacağına yetecek oranda cebri icra yetkisi tanınması veya malı elinde bulunduran davalının iyi niyetli olduğunun kabulü halinde ise taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmadan malı elinden çıkaran davalının malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hem tazminata hem de taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalılardan …, … , … ve … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … , … ve … ’e geri verilmesine 18.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.