Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/3424 E. 2010/6627 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3424
KARAR NO : 2010/6627
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. HUMK 284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, ek rapor isteyebileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davacı, davalı bankada açılan hesaba havale gönderdiğini, daha sonra bu hesabın sahte kimlik belgesi ile açıldığının anlaşıldığını, davalı bankanın hesap açarken gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davalıya güvenerek böyle bir hesaba havale yaptığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını öne sürmüştür. Mahkemece, kusur ve zarar miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, zararın meydana gelmesinde davalı tarafın kusursuz olduğundan hareketle red kararı verilmiştir. Kusur oranının ve gerçek zararın belirlenmesi hakimin hukuki bilgisi ve genel hayat tecrübelerine göre değerlendirebileceği bir konu olmayıp, uzman bilirkişi incelemesini gerektiren teknik bir konu olduğu kuşkusuzdur. Kaldı ki, Borçlar Kanunu’nun 99/2. maddesi hükmüne göre ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu olan ve kendinden beklenen özeni göstermediği anlaşılan davalı banka kusurlu olduğu gibi, aynı kanunun 55.maddesi hükmü gereğince de, banka görevlilerinin usulsüz işlemlerinden kaynaklanan zararlar açısından da bankanın sorumlu olacağı tartışmasızdır. O halde, somut olayda davalı bankanın kusur oranının, varsa davacının müterafik kusurunun bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi gerekir. Eksik araştırma ve soruşturma ile ve yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece kusur ve zarar miktarı yönünden aralarında bankacı, sigortacı uzman bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetten rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 23.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.