YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8398
KARAR NO : 2011/4913
KARAR TARİHİ : 28.09.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 57 parsel sayılı 15.122,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Toprak Tevzi Komisyonca düzenlenen belirtmelik tutanağı, tablendikatif, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 104 ada 57 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan 21.06.2010 tarihli keşif ara kararında bildirilen yerel bilirkişilerin, zabıta tarafından keşif mahallinde hazır edilmesine, davacı ve davalı tarafın dosyaya verdikleri dilekçe ile bildirdikleri tanıkların ise taraflarca hazır edilmelerine karar verilmiştir. Mahalli bilirkişiler ve her iki tarafın bildirdiği taraf tanıklarına yapılacak tebligat giderlerinin ve ücretlerin kalemler halinde gösterilmemesi ve yöntemine aykırı şekilde keşif mahallinde hazır edilmelerine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle ortada, yöntemine uygun verilmiş bir kesin mehil bulunmamaktadır. Usule aykırı ara kararına dayanılarak davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, yerel bilirkişi ve tanıkların hazır bulunmaması nedeniyle yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.