YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2153
KARAR NO : 2010/2732
KARAR TARİHİ : 25.03.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bursa 2.İcra Müdürlüğü’nün 2006/11360 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Ankara 29. icra Müdürlüğü’nün 2006/299 Talimat sayılı dosyasında yapılan 16.11.2006 günlü hacze konu menkullerin davacıya ait olduğunu, borçlunun davacıya ait iş yerinde 15.09.2005 tarihinden itibaren işçi olarak çalıştığını,evrak aramasında da bunu doğrulayan belgeler dışında bir şeyin ele geçmediğini, İİK’nun 99. maddesinin uygulanması gerektiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz sırasında borçlu ile ilgili aynı iş yerinde yapılmış başka bir haciz tutanağının ele geçtiğini,ispat yükünün davacıya ait olduğunu,sunulan faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; “davalı borçlu …’ın davacının iş yerinde sigortalı işçi olarak çalıştığı, mahcuzlarla bir ilgisinin bulunmadığı, üçüncü kişi ile borçlu şirketin faaliyet adreslerinin farklı olduğu,bu nedenle istihkak iddiasının kabulü gerektiği, ancak yasal
koşulları oluşmadığından tazminat ile ilgili talebin reddi gerektiği ”gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından ve tazminat ile ilgili kabul kararı verilmemesi nedeni ile de davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İİK’nun 8/2. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre, dava konusu haciz çevredeki esnaf tarafından borçluya ait olduğu bildirilerek gösterilen yerde yapılmıştır.
Öte yandan haciz mahalli, takip borçlusu … Tekstil Ltd.Şti.nin haciz tarihi itibarı ile ticaret sicilde kayıtlı merkez adresidir.Borçlu şirket, bu adresten ayrıldıkları yönünde bir bildirimi ne Ticaret Sicil Memurluğu’na ne de Vergi Dairesi’ne yapmamıştır.
Vergi Dairesi’nden gelen resmi yazı cevabı eklerine göre, borçlu Bektaş, ortağı ve yetkilisi olmadığı diğer borçlu şirketin fiili ortağı gibi hareket ederek bir takım belgeleri imzalamış,yine kendi beyanı ile bu şirketin önceki merkez adresinde 11.03.2002’de faaliyete başladığını göstererek vergi mükellefi olmuştur. Dilekçesinde bildirdiği kimlik bilgilerine göre de; … Tekstil Ltd.Şti.nin ortakları ile kardeş olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan gelen yazı cevabına göre, borçlu …’ın 15.09.2005-23.04.2007 tarihleri arasında davacının yanında çalıştığı bildirilen işyeri, haczin yapıldığı yer değildir. Esasen davacının,haczin yapıldığı yerde işyeri kaydı dahi bulunmamaktadır. Sunulan vergi levhasında da haczin yapıldığı yer gösterilmemektedir. Yoklama fişi ise davacının beyanına göre düzenlenmiştir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır ve aksini iddia eden üçüncü kişi iddiasını kanıtlamaya elverişli güçlü delilleri dosyaya sunamamıştır. Adi nitelikteki kira sözleşmesi ve faturalar her zaman temini mümkün belgelerden olup, faturalar doğrudan davacı adına dahi düzenlenmemiştir.
Belirtilen nedenlerle davanın reddi yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek kabulü yönünde yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
2.Kabule göre de, asıl hükmü oluşturan kısa kararda tazminatla ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemişse de;
İİK’nun 97/15. maddesinde açıkça, istihkak davasının sabit olmasının yanı sıra istihkak iddiasına itiraz eden alacaklının kötü niyetinin bulunması halinde, asıl dava ile birlikte tazminata da hükmolunacağı kararlaştırılmıştır. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan bozma gerekçelerine göre,somut olayda tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal şartlar oluşmamıştır. İstihkak iddiası ve alacaklı tarafın kötü niyeti sabit olmadığından, üçüncü kişi vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı (üçüncü kişi) … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye ve davalı alacaklıya geri verilmesine 25.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.