YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8080
KARAR NO : 2010/7319
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :Silifke Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilince zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan ve davalıya ait olan aracın, ehliyetsiz sürücü tarafından kullanıldığı sırada meydana gelen kazada üçüncü kişinin yaralandığını, müvekkilince bu kişi adına 22.390,00 TL tazminat ödendiğini, ancak bu zararın teminat dışı olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalının aracının sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğu ve istenen tazminatın yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan meblağın yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İlke olarak, BK.nun 53. maddesi gereğince ceza hakiminin belirlediği kusur durumu hukuk hakimi için bağlayıcı değil ise de ceza mahkemesinin mahkumiyet ve kusur oranına ilişkin kararına dayanılarak karar verildiği hallerde, ceza kararının kesinleşmesinin beklenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bilirkişi raporu alınmaksızın, aynı kazaya ilişkin görülen ceza dosyasında alınmış Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak davaya konu araç sürücüsü tam kusurlu
kabul edilmiş ise de; bu ceza davasında karar kesinleşmediği gibi, ceza dosyasında daha önce alınmış 06.02.2006 ve 29.11.2006 tarihli iki ayrı raporda, davalı sürücünün % 80, davacının sigortalısının % 20 kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, ceza mahkemesindeki kusur raporları da getirtilerek, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, için İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesinleşmemiş ceza dosyasındaki rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.