YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/993
KARAR NO : 2010/6019
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların murisi …’a ait aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, sigortalısına ödediği 42.176.34 TL’nın, ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile diğer davalılar, murisin, kayden maliki olduğu aracı vefat etmeden evvel haricen dava dışı şahsa satarak teslim ettiğini, işleten olmadıklarını, hasar bedelinin fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/814 Esas sayılı dosyasında, davalılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde, süresinde yetki itirazında bulunulduğu, icra dairesinin yetkisiz olması ve geçerli bir takibin bulunmaması nedeniyle, itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, iş bu davadan önce, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/814 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhine ilâmsız icra takibine girişmiş, yetkiye ve borca itiraz üzerine takip durmuştur. Ancak, dava dilekçesinde alacağın tahsili isteminde bulunmuştur. Mahkemece, dava sehven itirazın iptali davası olarak değerlendirilerek, icra dairesinin yetkisine itiraz öncelikle incelenip, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, İİK.’nun 67. maddesinde belirtilen itirazın iptali ve alacağın tahsili talepleri sonuçları itibariyle birbirinden farklıdır. Bu durumda mahkemece, davalıların mahkemenin yetkisine itirazlarının bulunmadığı da gözetilerek, işin esası incelenip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.