YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6206
KARAR NO : 2010/7720
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi.Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni, zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu çöp kamyonunun karıştığı kazada, müvekkilinin yol … ve güvenlik elemanları ile eklentilerine çarparak zarar verdiğini, zararın kısmen zorunlu mali sorumluluk sigortası tarafından karşılandığını ileri sürerek, bakiye 5.321,86 TL’nin yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş ve davanın idari yargının görevine girdiğini savunmuştur.
Davalı … vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, ayrıca faizden sorumlu olmadıklarını savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
BK.nun 60. Maddesi hükmü uyarınca zarara uğrayan kimse zarar ve zarar sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tazminat davası açabilir. Tüzel kişilerde, o kurumun dava açmaya emir vermeye yetkili ornganın öğrendiği tarih olduğu Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları gereğidir.
Davalı … ve belediye vekillerince … Genel Müdürlüğü vekillerince zamanaşımı def’inde bulunulmuş ise de davacı vekilince duruşmada zamanaşımı def’inin kabul edilmediği bildirilmiş, temyizde ise zamanaşımının Muhakemat Müdürlüğü tarafından zararın öğrenilmesiyle başlayacağı iddia edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının dava açılması için emir vermeye yetkili organın zarar ve failinin hangi tarihte öğrenildiğinin tesbiti ve buna göre zamanaşımının hangi tarihte işlemeye başladığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlarda bir gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Ayrıca, zamanaşımı def’i, borçtan kurtulma durumunu husule getirmediğinden; müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def’inden, bunu ileri sürmemiş olan diğer müteselsil borçluların yararlanması mümkün değildir.
Buna göre, davalılardan … davaya cevap vermemiş olup, zamanaşımı def’inde de bulunmadığı halde bu davalı hakkında da zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 04.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.