Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3405 E. 2010/5128 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3405
KARAR NO : 2010/5128
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, davalı şirketin poliçe prim peşinatını hasardan önce ödenmediğinden zararı karşılamayacağını bildirdiğini, müvekkilinin acentenin teklifi ile poliçe için 6.11.2006 tarihinde maail yöntemiyle şirket sistemine kredi kartı ile ödeme girişi yaptığını, aynı tarihte davalı tarafça poliçe peşinatı çekilmek istendiğinde daha önce yapılan blokeli bir alışverişten dolayı kredi kart limitinde ortaya çıkan 40.-TL tutarındaki eksiklik nedeniyle 76.-TL’lik poliçe peşinatının tahsil edilemediğini, bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, peşinatın tahsil edilemediğini bilmeyen müvekkilince 7.11.2006 tarihinde meydana gelen hasarın derhal davalı şirkete ihbar edildiğini, ekspertiz atamasından 2 gün sonra 9.11.2006 tarihinde peşinatın davalı tarafça karttan çekildiğini, ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının hasardan sorumlu olduğunu, davalı şirketin hasar bildiriminden 2 gün sonra peşinatı tahsil ettiğini, hasardan haberdar olduğu halde peşinatı tahsil eden sigortacının başlangıç tarihi itibariyle sözleşmeyi kurduğunu belirterek 3.477,46 TL hasar bedelinin 8.11.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan Tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredi kartı limiti yetersiz olduğundan poliçe prim peşinatının hasar tarihinden sonra ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun
başlamadığını, kredi kartı limitinin yeterli olmadığının kart sahibi tarafından bilinmiyor olmasından kaynaklanan sonuç ve sorunlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, olaydan sonra poliçe peşinatının mail onder yoluyla çekilerek sigorta şartlarının aktif hale geldiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
10.9.2008 gün 2007/5-2008/809 sayılı önceki hükmün Dairenin 21.5.2009 gün 2009/621-3441 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, sigortacının rizikodan sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile davalı … şirketi arasında 17.10.2006/17.10.2007 vadeli kasko sigorta poliçesi düzenlenmiş olup, poliçeye istinaden 18.10.2006 tarihinde 76.76 TL prim peşinatının yatırılması, 30.11.2006 tarihi ila 30.6.2006 tarihleri arasında 76.76 TL olan diğer prim taksitlerinin ödenmesi kararlaştırılmış, davacı, davalı … şirketi acentesine mailonder yönetimi ile sigorta primi peşinatı ve taksitlerinin ödenmesi talimatını vermiştir. Davaya konu rizikoyu doğuran olay 7.11.2006 tarihinde meydana gelmiş, dosya kapsamına göre davacı 8.11.2006 tarihinde hasarı davalı şirkete ihbar etmiş, davalı şirket davacıya ait kredi kartının müsait olmaması nedeniyle daha önceki tarihlerden denemesine rağmen kredi kartından peşinatı taksil edememiş, rizikodan haberdar olduktan sonra 9.11.2006 tarihinde peşinatı yine aynı karttan tahsil etmiş, daha sonraki primleri de tahsile devam etmiştir. Rizikonun ihbarından sonra davalı … şirketince poliçe peşinatının ve diğer pirimlerin tahsil edildiği hususun aksi davalı şirketçe iddia ve ispat edilmemiştir. Davalı, kaza tarihinden sonra poliçe peşinatının mail onder yoluyla çekildiğini, sigorta şartlarının aktif hale getirildiğini,ancak sigorta poliçesinden doğan yükümlülüklerinin sigorta peşinatı ödendikten sonra başlayacağını bu tarihten önce gerçekleşen rizikodan sorumlu olmadıklarını savunmuştur.
Prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle davalının sorumluluğu TTK.nun 1295/2 maddesi uyarınca başlamamış ise de, kazadan ve ihbardan diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra davalının bu primleri tahsil etmiş olması nedeniyle davacının geçerli bir prim ödemesinde bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davalı … tahsil ettiği primleri davacıya geri verdiğine yada emanet bir hesaba alındığına dair delil ibraz etmemiş ve sözleşmeyi bir ihtarla feshetmeyerek, sigorta aktini devam ettirme idadesi olduğunu göstermiş ve sözleşme ilişkisini ayakta tutmuş olup, tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan da sorumludur. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir.
Bu durumda mahkemece, davalının rizikodan sorumlu olduğunun kabulü ile miktar bakımından davanın esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a geri verilmesine 3.6.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

KARŞI OY

İsviçre-Türk Borçlar Kanununda sözleşmelerin kurulduğu ona ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla beraber, BK.nun 10/1 maddesinde söyle denilmektedir. “Gaipler arasında icra olunan akitler kabul haberi Irsal olunduğu anda hüküm ifade ederler.” Bu hüküm sözleşmenin kurulduğu andan ziyade sözleşmenin hüküm doğurmaya başladığı anı belirtmektedir.
Doktirinde BK.nun 9 ve 10. maddesiyle birlikte değerlendirilerek, sözleşmenin meydana gelma zamanının kabul beyanının icabı yapana ulaştığı an; hüküm doğurmaya başlamasının ise, geçmişe etkili olarak gönderilmesi anı olduğu fikri genel kabul görmektedir.
B.K.nun 9.maddesindeki düzenlemeden dolaylı olarak ortaya çıkan bu sonuça göre sigorta sözleşmesi de kabul beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla in’ikad eder. Ne varki sigortacının sorumluluğu (himaye sağlama borcu) BK.nun 10. maddesindeki genel hükme göre, yani kabul beyanının gönderilmesi anından itibaren başlamaz. Bu konuda TTK.nun 1295/III’de özel bir hüküm mevcuttur. Buna göre; “sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidin ödendiği tarihten başlar”. Sözleşmenin in’ikadına rağmen, poliçenin teslimi karşılığında, tam masraflarıyla birlikte ilk primin ödenmesi, sigortacının sorumluluğunun başlamasının taliki şarttır. Sigortacının sorumluluğu sigorta ettirenin yapacağı ödemeye kadar askıdadır ve bu şart gerçekleşmedikçe sigortacı rizikoyu taşıma yükümlülüğü altında değildir. Buna karşılık, sigorta ettirenin prim ödeme borcu mevcuttur. (Dr…. …, Zarar sigortalarında) prim ödeme borcu sayfa 59, 60, 61 )
Sözleşmeye taraf olan sigorta şirketinin kredi kartı sistemine üye olması halinde, primin kredi kartıyla ödenebileceğini söyleyebiliriz. Çünkü sigorta şirketi, kredi kartı çıkarma kurum ile yaptığı sözleşme gereği sigorta ettirenin primi kredi kartıyla ödeme talebini kabul etme yükümlülüğündedir. Ancak, kredi kartı ile ödeme yapılması halinde himayenin başlama zamanını ayrıca incelemek gerekir. Zira, primin nakden ödenmesi esastır ve sigorta himayesi de en dışından ilk primin ödenmesiyle başlar. (TTK.nun 1294/II, 1295/III). Yukarıda belirtildiği üzere sigorta şirketi kredi kartıyla ödemeyi “ifa uğruna edim” olarak kabul ettiğinden kural olarak borç ifa edilmiş olmaz ve sigorta himayesi başlamaz. Çünkü asıl edimin yerini tutan ifadan farklı olarak ifa uğruna edimde borç sona ermez. Alacaklıya asıl borcun dışında verilen şey aracılığıyla alacağını elde etme olanağı sağlanır. Dolayısıyla sigortacı, sigorta ettiren tarafından imzalanan harcama belgesiyle kredi kartı kurumuna başvurarak alacağını tahsil ederse borç sona ermiş olur ve sigorta himayesi bu andan itibaren başlar. Bu anlatmadan sonra somut olaya geldiğimizde, yanlar arasında bağıtların poliçeye istinaden 18.10.2006 tarihinde 76.76 TL prim peşinatının yatırılması, 30.11.2006 tarihi ile 30.06.2007 tarihleri arasında 76.76 TL olarak diğer prim taksitlerinin ödenmesi kararlaştırılmış, davacı, davalı … şirketine mailonder yöntemi ile sigorta primi peşinatı ve taksitlerinin ödenmesi talimatını vermiştir. Riziko 7.11.2006 tarihinde meydana gelmiş ve ihbar 8.11.2006 tarihinde davalı şirkete yapılmıştır. Davalı şirket davacıya ait kredi kartının müsait olmaması nedeniyle peşinatı süresinde tahsil edememiştir. Rizikodan haberdar olduktan sonra 9.11.2006 tarihinde peşinatı tahsil etmiştir. Bu durum karşısında davalının davacının kredi kartının müsait olmaması, davacının kusuru nedeniyle ilk taksidi süresinde çekemediğinden rizikonun ilk taksidin çekildiği tarihe kadar teminat kapsamında olmayacaktır. İlk taksidin ödenmemesi sigortalının prim borcunu ortadan kaldırmaz”. Sigortacının prim alacağı devam eder. Sigortacının devam eden ve vadesi gelen primi tahsil etmemesi alacaklı temerrüdüne neden olur. Bu nedenlerle davacının ilk taksidin ödenmemesindeki kusuru karşısında, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum.