YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10107
KARAR NO : 2011/3783
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, ileri sürerek, 6.700,00 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı sürücünün kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1301’nci maddesi uyarınca, sigortalısına ödeme yapan sigorta şirketi ödediği tazminatı zarar sorumlusundan isteyebilir. İstenebilecek tazminat tutarı, sigortalının gerçek zararının davalının kusur oranına isabet eden kısmıdır. O halde, zararın ve kusur durumunun tespiti zorunludur. Kaza tespit tutanağında, hem sigortalı aracın, hem de davalıların sorumluluğunda olan aracın, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili kurallara uymadıkları, tali kusurlu oldukları belirtilmiştir. Işıklı kavşakta her iki araç sürücüsü de yeşil ışıkta geçtiğini savunmuş olup, yargılama sırasında taraflarca tanık dinlenmesi talebinde bulunulmamış, mahkemece, davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, kaza tespit tutanağı davacı lehine delil oluşturup tutanakta davalı sürücünün tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Aksi davalı tarafından da kanıtlanmamış olduğundan, mahkemece yapılacak iş, gerektiğinde tutanak tanıkları da dinlenerek, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, araçların bulundukları konum, sürücülerin beyanları ve araçların çarpma noktaları da dikkate alınarak sürücülerin kusur durumlarının belirlenmesi, ışık ihlalinin kesin olarak tespit edilememesi durumunda öğreti ve uygulamada kabul edilen görüşe göre işletenlerden hangisinin kusurlu olduğunun kesin olarak tesbit edilemediği durumda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır. Bu halde ise, her iki araç sürücüsünün de eşit oranda kusurlu olacakları da dikkate alınarak hazırlanacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.