Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/10831 E. 2013/13515 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10831
KARAR NO : 2013/13515
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, karıştığı kaza sonucu hasarlandığını, aracın pert olduğunu, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketinin hasar bedelini müvekkiline ödemediğini belirterek ıslahla birlikte 21.750,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza sonrası sigortalı aracın sürücüsünün değiştirildiğini, kazanın oluşumu da dikkate alındığında aracın alkollü bir sürücü tarafından kullanıldığını, doğru ihbar yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kazanın davacı tarafın iddia ettiği şekilde gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, davacı tarafın doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; resmi görevlilerce tutulan kaza tespit tutanağında kaza yerinden ayrıldığı için sürücüsü tespit edilemeyen kaskolu araç ile karşı yönden gelen …’nun sevk ve idaresindeki aracın çarpıştıkları tespit edilmiştir. Kaza sırasında aracı kullandığı iddia edilen Mine Dilemre, kaza günü verdiği ifadede, aracı kendisinin kullandığını, araçtaki müziği değiştirmek istediği sırada karşı yönden gelen araçla çarpıştıklarını, yardıma gelen kişilerin kendilerini Kuşadası’na bıraktığını,ciddi bir yaralanma olmadığı için hastaneye gitmediklerini, daha sonra ifade vermek için Söke Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini beyan etmiştir. Karşı araç sürücüsü … ifadesinde, kaza sonrası kaskolu araç sürücüsünü gördüğüne yönelik bir beyanda bulunmamış, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. …’nun kaza sonrası ilk muayenesinde 1.37 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı sigorta şirketi, kaza sonrası yaptırdığı araştırma sonucu …’nun araştırmacıya yazılı beyanda bulunduğunu ve kaskolu araç sürücüsünün erkek olduğunu beyan ettiğini iddia etmiş ve yazılı beyan fotokopisi dosyaya sunulmuşsa da, davalı tarafça tanık olarak gösterilen …’nun bildirilen adreste ikamet etmediği anlaşılmış, davalı sigorta şirketine tanığın açık adresini bildirmek üzere kesin süre verilmiş, kesin sürede yeni adres bildirilmemiştir.
Buna göre, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabit olup, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, olayda sürücü değişikliği yapıldığı, sürücünün alkollü (veya ehliyetsiz) olduğu önündeki iddianın ispat külfeti davalı sigortacıdadır. Dosya kapsamı itibariyle, davalı sigortacının iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı ve dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, varsayıma dayalı ve soyut içerikli değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.