YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6431
KARAR NO : 2013/10122
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalıya ait aracın dava dışı alkollü … yönetiminde iken meydana gelen kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören araç için hak sahiplerine 3.821 TL tazminat ödendiğini, davalı aracının sürücünün %100 kusurlu olduğunu, olayın alkolün etkisi ile meydana geldiğini, davalı ve … hakkında Konya 6.İcra Müdürlüğünün 2009/12032 sayılı dosyasında 3.821 TL asıl alacak ve ferileri yönünden icra takibi yapıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, 6.12.2011 tarihli oturumda faiz talebinden vazgeçtiğini ifade etmiştir.
Davalı … …, tazminatın rücuen talep edilmesi için mahkeme kararı olması gerektiğini, hasarın tazminine ilişkin mahkeme kararı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.821 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların temyiz sebebi yapılamamasına, 2918 Sayılı KTK’nın 95/2.maddesi gereğince, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden … nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine (akidine) rücu edebilmesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava. ZMSS sözleşmesine dayanılarak, sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle zazarın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği ve aracın teminat kapsamında olmadığı iddiasıyla, olayda zarar gören 3.kişiye ödenen hasar bedelinin sigortalıdan (akitten) tahsili için itirazın iptali şeklinde açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK’nın 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu … olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
(YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davalı aracının sürücüsü, dava dışı İmidat … saat 02.30’da ölçülen alkol raporuna göre 0.84 promil (olay anında 0.99 promile denk geliyor) alkollü olarak araç kullanırken “taşıt giremez” trafik işaret levhasına rağmen tek yönlü yola tersten giriş yapıp, bu yolda seyreden dava dışı araca çarparak 3.kişiye ait aracın hasarlanmasına sebebiyet vermiştir. Kaza tutanağında ve dosyada mevcut 13.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde, … … …’ün %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak, yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yaptırılmamış, sadece sürücünün kusur durumu ve 3.kişiye ait araçta meydana gelen hasar miktarının tespiti hususunda rapor alınmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, aralarında nöroloji ve kusur konularında uzman bilirkişilerden oluşacak, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek, bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol, … ve 3.kişiye ait aracın sürücüsünün durumu, olay mahalli, davalı aracın sürücüsünün olay anındaki alkol durumu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran (salt, tek başına) alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının, sürücülerin kusur durumlarının tespiti hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporununda irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde, gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; olayda zarar gören 3.kişiye ait araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının tespiti, yargılama yapılmasını ve bilirkişi incelemesini gerektirmekte olup, hükmedilecek tazminat miktarı likit (belirli, muayyen) olmadığından, şartları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi davalı aleyhine şartları oluşmayan icra inkar tazminatına karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.