YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3047
KARAR NO : 2011/9440
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.10.2011 Salı günü davacı … vekili Av. Derya Ilgın geldi. Davalı taraftan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın tek taraflı kazada ağır hasar gördüğünü, hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek 40.050 TL. tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği, hasarın kasko sigortası genel şartları gereğince teminat kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından
kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.(Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD.nin 23.2.2004 gün ve 2004/7)
Dava konusu olayda trafik kazasından sonra sürücünün alkol ölçümü yapılmış, 91 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece HUMK.nun 275 ve devamı maddeleri gereğince alkolün kazaya etkisi ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespitinin özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinin kabulü ile mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 7.6.2010 tarihli makina mühendisi, sigorta hukukçusu ve nöroloji uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporda kazanın meydana gelmesinde münhasıran alkolün etkili olmadığı belirlenmiş, ancak mahkemece bilirkişi raporları hükme esas alınmamış, yapılan keşif, olay yeri ve alkol değerine göre bilirkişi raporunun yeterli olmadığı belirtilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda alkolün kişi üzerindeki nörolojik etkileri, algılama ve koordinasyonuna etkileri gibi hususların değerlendirilmesi, kazaya alkolün etkisi, münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi tıbbi ve teknik bir konu olup bilirkişi görüşünün alınması gerekir. Bilirkişilerin mütalaası hakimi bağlamaz ise de hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda hakim şahsi bilgisi ile karar
veremez. Nitekim, mahkemece de bu olgu benimsenmiş ve bilirkişi görüşü alınmıştır. Bilirkişi görüşü yeterli görülmediği takdirde başvurulacak yol ve yöntem yasada yazılıdır. Bilirkişiden ek görüş alınabileceği gibi başka bir bilirkişiden de görüş alınabilir. (HUMK.m.283, m.284). (HMK.nun 281.)
Açıklanan nedenlerle mahkemece olayın çözümünün teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilmiş olmasına rağmen bilirkişi yerine geçerek kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.