YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4759
KARAR NO : 2011/9409
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2010/815 sayılı takip dosyasından, 02.09.2010 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulüne ve haciz işleminin yasalara aykırı olduğundan haczin iptal istemi ile iki ayrı dava açmış davalar arasında irtibat bulunduğundan bahisle mahkemece birleştirilmiştir.
Davalı alacaklı vekili,davacı 3.kişinin borçlunun dayısı olduğunu, işyerinin danışıklı olarak 3.kişiye devredildiğini, takip dayanağı çekin, haciz adresindeki işyerinin iç dolaplarının yapım ve montaj işçiliği karşılığında verildiğini ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından 02.09.2010 tarihli haczin davacının işyerinde yapıldığı, vergi kaydı ve ruhsatın davacı adına ve haczedilen malların borçlunun iştigal alanından farklı nitelikte olduğundan, hacizli malların davacıya ait olduğu kanaatine varıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 02.09.2010 tarihinde, takip ve 07.12.2010 tarihli vergi idaresi yazısında 23.08.2009 tarihinde borçlu adresi olan ve halen mahalde borçluya ait bir çok belgenin bulunduğu adreste yapılmıştır. Buna göre İİK’nun 96/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davalı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisindeki belgelerden, borçlunun bu adreste önceden butik işletirken 01.05.2009 tarihinde itibaren hediyelik ve gümüş eşya satışına başladığı, borcun doğumundan sonra 23.08.2010 tarihinde faaliyetine son verdiği ve aynı tarihte davacı 3.kişinin aynı faaliyet alanında işe başladığı, tanık beyanlarında da davacının borçlunun akrabası olarak belirtildiği nitekim borçlu ve davacının Siverek nüfusuna kayıtlı olup aynı yerde ikamet ettikleri anlaşıldığından, yapılan işyeri devri alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı olduğu anlaşılmaktadır.
Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünüle dahi, işyeri devri İİK’nun 44.madde koşullarına uygun yapılmadığı iddia ve ispat edilmediği gibi, BK’nun 179.maddesi gereğince işyerini devir alan davacının devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından, bu devir alacaklının haklarını etkilemeyecektir.
Bu durumda, davacı 3.kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.