Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/5123 E. 2013/13710 K. 11.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5123
KARAR NO : 2013/13710
KARAR TARİHİ : 11.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde dahili davalı …(Groupama) Sigorta vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalı …’nın sürücüsü, davalı …’in işleteni olduğu ve davalı … Sigorta’ya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, yaya geçidi üzerinde bulunmakta olan … ve …’a çarpması sonucu müvekkillerinin murisi …’ın vefat ettiğini, müvekkili …’ın ise yaralandığını belirterek davacı eş ve çocuklar için 40.000 maddi tazminat ile eş için 60.000 TL, çocuklar için ayrı ayrı 20.000’er TL manevi tazminatın ve davacı … için 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davalı … Sigorta’dan ödeme alındığı ve ibraname imzalandığını beyan etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 58.287,02 TL.ye yükseltmiş, davacı … hakkındaki alacağının kalmadığını beyan etmiş, aracın İMSS sigortacısı olan … Sigorta’yı da davaya dahil ettiğini belirtmiştir.
Davalı … Sigorta vekili, kusur oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, meydana gelen kazada yayaların da kusuru bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … Sigorta A.Ş., dahili davalı aleyhine hüküm kurulmamasını beyan etmiştir.
Davalı … ise, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı …’ın davasının reddine; davalı … Sigorta ile ibraname imzalandığından bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 55.564,64 TL.nin gerçek kişi davalılar ile dahili davalı … Sigortadan tahsiline; çocuklar için ayrı ayrı 20.000’er TL, eş için 55.800 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, dahili davalı … Sigorta vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … Sigorta vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Aleyhine hüküm kurulan … Sigorta A.Ş kazaya neden olan aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı ise de; dava açılırken davalı olarak belirtilmemiş, davanın ihbarı dilekçesinin tebliği suretiyle davaya dahil edilmiş ve mahkemece hükmedilen tazminattan sorumluluğuna karar verilmiştir. Oysa, Türk hukuk sisteminde hüküm sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi “mecburi dava arkadaşlığı” dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse HUMK.’nin 49.maddesi vd. (6100 s. HMK.nin 64. ve 69. maddeleri) uyarınca davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhinde davacı tarafından usulen açılmış ve harcı verilmiş bir dava olmadığı halde … Sigorta A.Ş aleyhine hüküm kurulması doğru görülmediğinden, sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın dahili davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 13/09/2011 tarihli kısa kararda “… ve küçükler bakımından Türkan’ın %7 evlenme ihtimali göz önüne alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, küçüklerin maddi tazminat talebinin kabulüne; Manevi tazminat talebinin davalının %75 kusuru dikkate alınarak kısmen kabulü ile toplam 75.000 TL.nin davalı gerçek kişilerden alınarak davacı … ve küçüklere ödenmesine;…” şeklinde hüküm kurulmuş olmasına karşın, gerekçeli kararı içeren hüküm fıkrasında ise “…Davacı … için 55.564,64 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, çocuklar … ve …’ın manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 20.000 TL’den toplam 40.000 TL, Davacı … için 55.800 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu haliyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana gelecek şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus yukarıda açıklanan yasa maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden ve hükmün infazında tereddüt oluşturacağından 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, gerekçeli kararda davacı eşin %7 evlenme ihtimali düşülecek şekilde alınan son bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükme esas alınan raporda ise eş için hesaplanan tazminat miktarının 15.654,64 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hüküm fıkrasında 55.654,64 TL tazminat miktarı belirlenerek fazla tazminata hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.
Bozma nedenlerine göre, dahili davalı … Sigorta ve davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı … Sigorta vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden dahili davalı … Sigorta A.Ş ve davalı …’a geri verilmesine 11.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.