Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2862 E. 2010/5213 K. 07.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2862
KARAR NO : 2010/5213
KARAR TARİHİ : 07.06.2010

MAHKEMESİ :… Asliye 6. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların sürücü, işleten ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı oldukları aracın neden olduğu kazada müvekkilinin yaralandığını, bu suretle zarar gördüğünü ileri sürerek, toplam 6.816,85 maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Davalı … vekili, kusurlu olmadıklarını ve zararın ispatlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, limite göre sorumlu olduklarını ve temerrüde düşürülmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, 1.892,13 TL’ tedavi giderinin üç davalıdan ve 889,50 TL kazanç kaybı ile 4.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı sürücü ve işletenden yasal faizleriyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde, davacının kaza nedeniyle meydana gelen yaralanma sonucunda uğradığı kazanç kaybı bağlamında geçici ve daimi ayrımı yapılmaksızın iş göremezlik tazminatı istenilmiştir. Mahkemece alınan son raporda, davacıda oluşan kırıkların iyileştiği, kalıcı bir maluliyetin kalmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesindeki anlatımlar dikkate alındığında, davacı adına hem geçici ve hem de daimi işgöremezlik tazminatı istenilmiş olup, mahkemece davacı tarafa bu hususun açıklattırılması ve geçici iş göremezlik tazminatı isteminin buna göre değerlendirilmesi gereklidir.
Zira, 2918 sayılı KTK.nun 85/1. madde hükmü gereğince aynı kanunun 91/1. maddesi uyarınca davacıyı zarara uğratan aracın işleteninin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olup, anılan yasanın 85/1. madde hükmü ve gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereği, davacının yaralanması sonucu tedavi süresince çalışamaması nedeniyle oluşan kazanç kaybından ve meslekte çalışma gücü kaybından kaynaklanan kazanç kayıplarından sorumludur.
Mahkeme kararı davacı tarafça temyiz edilmemiş ise de; işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı üçüncü kişilere karşı sorumluluklarının niteliği kanundan doğan müteselsilen sorumluluk olup, BK’nın 142. maddesi gereğince alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen ve kısmen edasını isteyebilecektir. Borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı yasanın 142.maddenin 2 fıkrası gereğidir. Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği def’iler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu def’i sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu def’iler BK’nun 143 maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan def’iler olup,bunların dışında ileri sürülen def’iler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. İşte Borçlar Kanunu’nun şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeleri alacaklıya karşı dış ilişkileri ile ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra ise müteselsil borçlular arasındaki iç ilişki ile ilgili düzenlemelerde getirilmiştir. Ayrıca, BK’nın 144. maddesine göre, müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre davalı …’in, davalı … hakkında kurulan hükmü temyizde hukuki yararın bulunduğundan, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı bakımından yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 07.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.