YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3857
KARAR NO : 2012/7695
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait aracın trafik kazası sonucu müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek, 2.302,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davayı kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, keşif, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre; davalı sürücünün olayda kusuru bulunmadığı, kaza tutanağını tanzim eden kolluk görevlisinin sigortalı araç sürücüsü ile olan ahbaplığı nedeniyle kasten ve onun lehine tutanak düzenlediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yargılama sırasında keşif yapılmış, davalı tanıkları dinlenmiş ve bilirkişilerden rapor alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; kaza tutanağı ile tanık beyanları ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmediği gibi, dosya kapsamında rastlanmayan soyut gerekçelerle sonuca gidildiğinden, verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Olaya ilişkin olarak resmi görevlilerce düzenlenen ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğindeki 03.11.2009 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda, davacıya kasko sigortalı araç ile davalı tarafa ait traktörün sigortalı aracın seyir şeridi içinde çarpıştığı belirtilmiştir.
Mahkemece trafik polisinin düzenlediği 26.4.2011 tarihli rapordaki ve tanık beyanlarına dayalı 1.olasılık benimsenerek olayda davacıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilmiş olmasına karşın, aynı bilirkişi raporundaki kaza tutanağı, yol durumu, çarpma noktasına göre davalının % 70 oranında kusurlu bulunduğu 2.olasılığın ya da uzman makine mühendisi bilirkişinin düzenlediği 17.9.2011 tarihli rapordaki davalı tarafın % 100 oranında kusurlu bulunduğu yönündeki tespitlerin neden kabul edilmediği yeterince tartışılmış olmadığı gibi, hüküm gerekçesinde sigortalı araç sürücüsünün kolluk görevlisiyle ahbaplığı sebebiyle kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı ve kasten davalı aleyhine tutulduğu ve kolluk görevlisi hakkındaki ceza tahkikatından söz edilmiş olmasına karşın, dosya içinde bu hususta somut bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, varsa ilgili görevli/ler hakkındaki ceza tahkikatına ilişkin evrakın, dava açılmış ise ilgili dosyanın getirtilerek, HUMK.nun 275. (HMK.md.266) maddesi gereğince seçilecek kusur uzmanı bilirkişi marifetiyle ve daha önceki keşifte dinlenen davalı tanıkları ile mümkünse kaza tespit tutanağını düzenleyen resmi görevli tutanak imzacılarının da (tutanak imzacılarının keşifte hazır edilmesi mümkün olmadığı takdirde, tanık sıfatıyla dinlenmelerinden sonra) hazır edilerek, olay yerinde yeniden keşif yapılması, keşifte kaza yeri, yol durumu, araçların seyir yönleri, çarpma noktası ve duruş yerlerinin belirlenmesi, kaza tutanağı ile tanık beyanları ve önceki bilirkişi raporları arasında meydana gelen çelişkilerin giderilmesi, tarafların kusur oranları yönünden bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve soyut gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı sigorta şirketine geri verilmesine 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.