YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/208
KARAR NO : 2022/3930
KARAR TARİHİ : 23.05.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30.11.2017 tarih ve 2017/84 E. – 2017/452 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.10.2020 tarih ve 2019/420 E. – 2020/859 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.08.2016 tarihinde “GÜÇLÜ İNŞAAT 25.YIL+ŞEKİL” ibareli 19. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/69573 kod numarası verilen marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından “GÜÇLÜ BETON GÜCÜ SİZİN MUTLULUĞUNUZ+ŞEKİL” ibareli, 19. sınıf ürünleri içeren 2007/22018 ve “GÜÇLÜ+ŞEKİL” ibareli, 19.sınıf ürünleri içeren 1997/184883 sayılı markalar ile “GÜÇLÜ ÇELİK KAPI+ŞEKİL” ibareli, 19. sınıf ürünleri içeren 2016/67009 sayılı marka tescil başvurusu mesnet alınarak 556 sayılı KHK’nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini, başvuru konusu işaret ile redde mesnet markanın görsel, sescil ve biçimsel olarak, kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetler bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunmadıkları ve ortalama yararlanıcılar nazarında karıştırma ihtimali bulunmadığını, gerekçeli ve red kararının kaldırılması istemli itirazlarının nihaî olarak YİDK’nın 2016/M-12646 sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvuru konusu işareti ile redde mesnet alınan markalar arasında 556 sayılı KHK’nin 7/b maddesi kapsamına girebilecek bir benzerlik bulunmadığını, işaret ve markanın farklı olduğunu ileri sürerek başvurularının reddine dair YİDK kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, başvuru konusu işaretle redde mesnet alınan markaların kapsamlarındaki ürün ve hizmetlerin aynı tür olduğunu, görsel, sescil ve anlamsal olarak bütünü itibarı ile bıraktığı izlenim itibarı ile ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olduklarını, bunun ilk bakışta ve açık olarak görüldüğünü, 556 sayılı KHK’nin 7/b maddesi uyarınca başvurunun reddinin zorunlu olduğunu, ret kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK’nin 7/b maddesi uyarınca aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği, ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten söz edilebilmesi için başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında, kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetler itibariyle ortalama tüketici ve yararlanıcılar nazarıyla bakıldığında hiç bir araştırma ve her hangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede açık ve net biçimde iltibasın ortaya çıkmasının kesin olarak öngörülebilir olmasının gerektiği, davalı Türk Patent’in redde mesnet aldığı “GÜÇLÜ BETON GÜCÜ SİZİN MUTLULUĞUNUZ+ŞEKİL”, “GÜÇLÜ+ŞEKİL”, “GÜÇLÜ ÇELİK KAPI+ŞEKİL” ibareli marka ve başvuruların kapsamında, reddedilen 19. sınıf ürün ve hizmetlerin aynısının veya aynı türünün yer aldığı, başvuru konusu işaretin “GÜÇLÜ İNŞAAT 25.YIL+ŞEKİL” ibareli olduğu, işarette “GÜÇLÜ” ibaresi yanında “İNŞAAT 25.YIL+ŞEKİL” ibaresinin bulunduğu ve işaretin bütün olarak özel bir yazım tarzını içerdiği, redde mesnet markaların da sadece güçlü ibaresinden oluşmadığı, bunun yanında şekiller ve bazı başka sözcükler içerdiği, bu nedenle, başvuru konusu işaret ile redde mesnet aynı tür ürün ve hizmetleri içeren markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, çünkü bu haliyle başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların bağımsız olarak tamamen ayrı bir ayırt edicilik taşıdığı, şu hale göre başvuru konusu işaretin, redde mesnet markayla ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, aralarındaki farklılıkların bunu engellediği, başvuru konusu işaret ile redde mesnet marka arasında güçlü ibaresinin ortaklığından kaynaklı sescil ve anlamsal bir benzerlik olmasına rağmen, içerdikleri diğer biçimler, sözcükler ve yazım şekli itibariyle görsel olarak birbirlerinden önemli derecede farklı oldukları, bu sayede ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten uzaklaştıkları, ayrı işaretler olarak ortalama tüketiciler ve yararlanıcılar tarafından anlaşılabilir hâle geldikleri, zira yazım ve düzenleme biçiminin daha ön planda olduğu, özellikle, bu farklılıkların başvuru konusu işareti, redde mesnet markalardan farklılaştırdığı, 19. sınıf ürün ve hizmetlerden yararlanacak olan kişilerin normalden daha fazla dikkat ve özenle bu ürünleri tercih edecekleri, satın alma ve yararlanma için ayıracakları sürenin oldukça uzun olduğu, alıcı ve yararlanıcı kitlesinin yetişkin ve belli bir seviyede aydınlanmış kişilerden oluştuğu, şu duruma göre başvuru konusu işaret ile redde mesnet markaların 19. sınıf ürün ve hizmetler bakımından ortalama alıcı ve yararlanıcı kitlesi için herhangi bir inceleme yapılmasını gerektirmeyecek derecede iltibasa neden olacaklarının da söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne Türk Patent YİDK’nın 2016/M-12646 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi yönünden iptaline, tescil istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile redde mesnet alınan markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, aralarındaki farklılıkların buna engel olduğu, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesindeki koşulların bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.