Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/10804 E. 2010/5059 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10804
KARAR NO : 2010/5059
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, … 25.İcra Müdürlüğünün 2009/7949 sayılı takip dosyasında, müvekkilinin işyerinde 29.6.2009 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı … vekili, haciz sırasında borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğunu, sunulan vergi levhasının başka bir adrese ait olduğunu, işyeri devri sözkonusu olsa bile bunun İİK.nun 44.maddesine uygun yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu … duruşmada, davacı ile akraba olduklarını, ziyaret için gittiğinde haciz yapıldığını, işyerinin davacıya ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adreste borçluya herhangi bir tebligat yapılmadığı, davacının haciz yapılan adrese naklini takipten önce istediği, borçlunun başka bir adreste ticari faaliyet gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd. maddelerine dayanarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar, borcun dayanağı olan çekin tanzim tarihinden hemen önce 3.kişi tarafından 1.5.2009 tarihinde kiralandığı ve aynı tarihte ticari faaliyetine başladığı anlaşılan işyerinde, haczedilmiştir. Borçlunun haciz sırasında, haciz mahallinde hazır bulunduğu haciz tutanağı ile sabittir. İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Borçlu haciz sırasında, alacaklı ile iki yıldır çalıştıklarını belirtilip ödeme için süre istedikten sonra işyerinin 3.kişiye ait olduğunu ileri sürmüş buna dair kira sözleşmeleri ve fatura sunmuş ise de davacının delil olarak dayandığı adi kira sözleşmeleri HUMK.nun 299. maddesine göre alacaklıyı bağlamaz. Kaldı ki, davalı borçlu duruşmada davacı ile akraba olduklarını, işyerine ziyaret için geldiğini ifade ederek, haciz sırasındaki beyanı ile çelişki yaratmıştır. Ayrıca davacı tarafından sunulan faturalardaki malların ayırt edici özellikleri yazılı olmadığından haczedilen menkullerle aynı olup olmadığı da tespit edilememiştir. Başka güçlü delillerle desteklenmeyen yoklama kaydı, fatura, kira sözleşmesi gibi belgeler karinenin aksini ispata yeterli değildir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular karşısında alacaklı yararına olan karinenin aksi kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 3.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.