Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/8459 E. 2010/10722 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8459
KARAR NO : 2010/10722
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalı … Dağ. Tic ve San. AŞ., … Tic. AŞ., … İsviçre, Güven Sigorta AŞ ile davacı vekilince istenmiş, davalılar … Dağ. Tic ve San. AŞ, … Tic. AŞ ve … Sigorta AŞ vekillerince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.12.2010 Salı günü davacı … vekili Avukat …, davalı … Dağ. Tic ve San. AŞ vekili Avukat …, … Tic. AŞ vekili Avukat … geldiler. Davalı … Sigorta AŞ, … Ltd. Şti. ve davalı … Nakl. ve Pet. Ür. Ltd. Şti ve … Nak. Pet. Ür. Ltd. Şti tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı, davalı … Dağ. Tic ve San. AŞ, … Tic. AŞ. vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı … Ltd.Şti’nin işleteni olduğu, davalı … tarafından sigortalanan kamyonda, LPG taşındığını meydana gelen kazadan sonra araçta bulunan müvekkilinin desteğinin hayatını kaybettiğini, diğer davalıların da gaz alımı, doldurulması ve taşınması nedeni ile sorumlu olduklarını ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile 19.476,24 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar tahsilini talep ve dava etmiştir.
2010/8459
2010/10722
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı sorumlu tutulamayacaklarını savunarak, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının desteğinin kazanın meydana gemesinde kusuru olmadığı, davalıların zarardan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 19.476,24TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ve 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … Tic. San. A.Ş vekili, davalı … Sigorta A.Ş vekili, davalı … Tic. A.Ş vekili, davalı … Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, haksız eylemden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının desteği, LPG yüklü aracın neden olduğu kaza sonucunda hayatını kaybetmiştir. Dava dilekçesinde, davalılardan … Tic. San. A.Ş’nin gazın satışını ve dolumunu yapan şirket, davalı … Tic. A.Ş gazı satın alan şirket, davalı … Ltd. Şti gazın taşındığı tankeri imal ve araca monte eden şirket, davalı … Nak. Petrol Ltd. Şti taşıyıcı şirket ve davalı … Nak. Ltd. Şti. aracın maliki ve alt taşıyıcı şirket sıfatıyla zarardan sorumlu oldukları ileri sürülmüştür. Kaza sonrasında davacının desteğinin de aralarında bulunduğu kişilerin ölümü nedeni ile tank imalatçısı şirket yetkilisi sıfatıyla … ve gaz dolumunu yapan şirket yetkilisi sıfatıyla … hakkında yapılan ceza yargılaması sonunda şüpehlilerin cezalandırılmasına karar verilmiş, diğer şirket yetkililerinin cezalandırılması için dava açılmamıştır.
Borçlar Kanununun 53. maddesinde; “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi karan, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” Şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir. Madde bu yönüyle irdelendiğinde; Hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil-
2010/8459
2010/10722
dir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Burada hemen vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır. Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; Kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına Hukuk Hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2002/19-16 E, 2002/47 K.)
Mahkemece, davacının araçta yolcu olan desteğinin kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davalıların zarardan müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiş ise de, dosya kapsamında kazanın neden kaynaklandığı ve kazanın oluşumunda hangi şiketlerin, hangi eylemlerinin kazaya etken olduğuna ilişkin maddi olgu tam olarak belirlenemiştir. Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu davalı şirketlerin tamamına kusur izafe etmiş ise de, tek tek sorumluluk nedenleri açıklanmadığı için rapor hüküm kurmak için yeterli görülmemiştir. O halde, öncelikle maddi olgunun belirlenmesi için ceza mahkemesince verilen kararın kesinleşmesi beklenmeli, mahkumiyet kararı yönünden verilen karar bağlayıcı olmakla birlikte, haklarında ceza davası açılmayan davalı şirket sorumluları yönünden de belirlenen maddi olguya göre diğer davalı şirketlerin kazanın meydana gelmesinde sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, kabule göre, kazaya neden olan araç kamyon olup, ticari nitelikte olduğundan, araç işleteni ve ticari eylemleri nedeni ile diğer davalıların, davacıya karşı tazminat sebebiyle oluşan temerrüt faizi sorumluluğu ticari temerrüt faizidir. Bu itibarla 3095 sayılı yasanın 2/2 nci maddesi hükmü uyarınca avans faizine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde tahsiline karar verilen tazminata yasal faiz yürütülmesi de yerinde görülmemiştir.
2010/8459
2010/10722
3-Davalı … Sigorta A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince, kabule göre, kazada birden fazla kişinin ölmüş olduğu anlaşıldığına göre, olayda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 96 ncı maddesi uyarınca garameten paylaşım koşullarının bulunup, bulunmadığının da saptanması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davacı vekili, davalı … Tic. San. A.Ş vekili, davalı … Sigorta A.Ş vekili, davalı … Tic. A.Ş vekili, davalı … Ltd. Şti vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Tic. San. A.Ş vekili, davalı … Sigorta A.Ş vekili, davalı … Tic. A.Ş vekili, davalı … Ltd. Şti vekilinin, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı, davalı … Tic. San. A.Ş, davalı … Sigorta A.Ş, davalı … Tic. A.Ş ve davalı … Ltd. Şti yararına BOZULMASINA, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı … Tic. San. A.Ş vekili, davalı … Sigorta A.Ş vekili, davalı … Tic. A.Ş vekili, davalı … Ltd. Şti. vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 825,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 825,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … İsviçre Sigorta AŞ yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 07.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.