Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/12833 E. 2011/3915 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12833
KARAR NO : 2011/3915
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.4.2011 Salı günü davacı vekili Avukat … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan … ve … …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle haklarında yapılan icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendilerine ait olan taşınmazı diğer davalı …’ya sattığını öne sürerek, satış işlemlerine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir
Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK.nun 280/1 maddesinde, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği ön görülmüştür. Yine bir davada taraflarca öne sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak HUMK’nun 76.maddesi gereğince hakimin doğrudan görevidir. Somut olayda mahkemece İİK.nun 278/2 maddesinde yazılı iptal koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de aynı yasanın 280. maddesinde yazılı iptal koşulları üzerinde durulmamıştır. Zira davalı üçüncü kişi … davaya ilişkin cevap dilekçesinde kardeşinin borçlu davalılar ile aynı şirkette ortak olduğunu, kendisinin de evini bu şirketin kullandığı kredi için ipotek verdiğini, şirketin dolayısıyla borçlu davalıların mali durumlarının kötüye gittiğini beyan etmiştir. Bu durumda davalı …’in borçlu davalıların mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı hususunun irdelenerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 825,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.