Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6576 E. 2010/10614 K. 06.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6576
KARAR NO : 2010/10614
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

MAHKEMESİ :Şanlıurfa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın, müvekkilinin oğlunun kullandığı motosiklete arkadan çarparak ölümüne neden olduğunu, müvekkilinin destekten yoksun kaldığını ileri sürerek, ıslahla birlikte toplam 16.211,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, sigortalının kazada tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasına dayalı destek tazminatı istemine ilişkindir.
BK’nın 53. maddesinde, ceza mahkemesinin delil yetersizliğine dayanan beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın bağlayıcı olacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır. (Turgut Uygur-Borçlar Kanunu l cilt Sh.844). Kural olarak hukuk hakimi ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmamıştır. Böylece BK’nın 53.
2010/6576
2010/10614
maddesi ile bağımsızlık ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır (Mustafa Reşit Karahasan, Tazminat Hukuku 1996 basımı Sh.437 vd). Kanun koyucu cezayı müstelzim hükümlerle tazminatı öngören hükümleri sevk ederken, farklı görüşlerle hareket etmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla medeni hukuk ve ceza hukukundaki hal suretleri ve özellikle sorumluluk şekilleri birbirinden farklı olacaktır. Zarar ve ziyana karar verecek olan hukuk hakimi ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı değildir. Keza, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun hükümleri bir çok noktalarda ve özellikle delillerin takdirinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan ayrı prensipleri ihtiva etmektedir ( Andreas Von Tuhr. Borçlar Hukuku, Cilt 1, Cevat Edege Tercümesi, Sayfa 412, OSER – Schönenberger, Dr. Recai Seçkin Tercümesi Sayfa 490 ). Borçlar Kanununun 41, 43, 44, 47, 49, 50 ve özellikle 53. maddesi hükümleri, hukuk hakiminin ceza mahkemesince tespit olunan kusur derecesi ile ve oradaki delillerle bağlı olmadığı ilkesi ile sevk edilmiş bulunmaktadır (YHGK,28.11.2001,2001/1084 K., 10.12.1975 T. E.11,-406 K, 25.11.1983 T. E.4-261/K.1220).
Somut olayda, kazaya ilişkin ceza mahkemesi kararında, davalıya sigortalı aracın davacının desteğinin motosikletine arkadan çarptığı belirtilmiş olup, mütalaa doğrultusunda sigortalı araç sürücüsü sanığın delil yetersizliğinden beraatına karar verilmiştir. Kusura ilişkin olarak, tutanakta sigortalı aracın ön farının kırık olduğu, motosikletin devrildiği, üç kişinin yerde yattığı tespit edilmiş, ceza mahkemesinde alınan raporda seçmeli olarak motosiklet sürücüsünün dengesini kaybedip düşmesi halinde sigortalının kusursuz, motosiklete arkadan çarpılmış ise desteğin ölümünde sigortalı sürücünün 8/8 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin Mak.Müh.Alper Şirinoğlu’ndan aldığı rapora göre, tanık beyanları, otomobilin ön kaput, ön tampon ve siyah panjur hasarı nedeniyle otomobilin motosiklete arkadan çarptığı kanaatine varılmıştır. Buna göre ölümda sigortalı sürücü tam kusurlu bulunmuştur.
Mahkemece alınan rapor ile ceza davasında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan, Prof. …, Mak.Müh…. ve Emekli Trafik Müdürü …’den oluşan heyet raporunda, raporlar tartışılıp değerlendirilmiş, sigortalı sürücünün tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.
2010/6576
2010/10614
Bu itibarla, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 721,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 6.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.