YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8841
KARAR NO : 2011/11125
KARAR TARİHİ : 24.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün 2010/7705 sayılı takip dosyasında, 5.5.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ile tazminat talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirketin borçlu şirketin devamı niteliğinde olduğunu, istihkak iddiasının muvazaaya dayandığını, haciz sırasında borçluya ait evrak bulunduğunu, davacı şirket ortağının borçlu şirkette genel müdür olarak çalıştığını savunarak davanın reddi ile icra inkar tazminatı istemiştir.
Mahkemece, davacı ve borçlu şirketler arasında fiili veya organik bir bağın tespit edilemediği, adreslerinin farklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu menkuller borçlunun takip adresi dışında 5.5.2010 tarihinde davacı 3.kişi şirket ortağı ve yetkilisi …’nın huzurunda haczedilmiştir. Haciz sırasında borçlu şirket isminin yazılı olduğu bir çok belge (ihracat faturası, sigorta poliçesi, telefon faturası, borçlu kaşesini taşıyan kağıtlar vs…) bulunmuştur. Haciz sırasında hazır bulunan 3.kişi yetkilisi …, Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan Bakırköy 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/678-1507 sayılı dosyasına konu Bakırköy 1.İcra Müdürlüğünün 2010/4173 sayılı takip dosyasında 4.5.2010 tarihinde aynı adreste yapılan hacizde “borçlu şirketin eski çalışanı olduğunu, işyerinin borçludan devir alındığını” beyan ettiği gibi o hacizde de borçlu şirkete ait evrak bulunmuştur. Davacı şirket, haciz adresindeki faaliyetine borcun doğum tarihinden 5 gün önce başladığı gibi herzaman sağlanması olanaklı bulunan faturalarda borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiş olup ayırt edici nitelikte değildir. Kaldı ki, Dairemizin aynı gün incelemesi yapılan anılan dosya içinde bulunan, alacaklı vekilinin temyiz dilekçesi ekindeki belgelerden, davacı 3.kişi şirketin, internette belirttiği adresin, borçlu şirket adresi ile aynı olduğu, davacı şirket 19.3.2010 tarihinde kurulmasına karşın borçlu şirketin 1993 yılında kurulmasından itibaren bu adreste faaliyet gösterdiği belge içeriği ile sabittir.
Tüm bu olgular hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin ortağı ve yetkilisinin borçlu şirketin çalışanı iken borcun doğum tarihinden bir kaç gün önce yeni bir şirket kurarak haciz adresinde faaliyete başladığı, haciz mahallinde borçluya ait bir çok belgenin bulunduğu, davacı 3.kişi ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yaptığı, yapılan bu işlemlerin ticari işletme devri niteliğinde olduğu, İİK.nun 44.ve BK.nun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıkca ortadadır. Yapılan bu danışıklı işlemler alacaklının haklarını etkilemeyeceğinden ve işletmeyi devir alan kişi BK.nun 179.maddesi uyarınca işletmenin borçlarından da sorumlu olacağından davanın reddi gerekir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.