YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8712
KARAR NO : 2017/9142
KARAR TARİHİ : 15.06.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 21.02.2014 tarihinde davadışı ……’nin faaliyet adresinde yapılan hacizde bilet ücreti ve pos makinesine yatan paraların icra dairesine ödenmesine karar verildiğini, pos makinesinin bağlı bulunduğu hesapların ve biletlerin vekil edenine ait olduğunu açıklayarak İcra Müdürlüğü’nün yasaya aykırı işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı 3.kişi dava dilekçesinde memurluk işlemine ilişkin şikayet talebinde bulunmuş ise de başvurunun hukuki tavsifinin hakime ait olması nedeni ile davacının malın mülkiyetinin bir başka kişiye ait olduğu yönündeki beyanının istihkak iddiası niteliğinde olduğu davacı tarafın pos cihazlarındaki paraların….. Şirketinin olduğunu, kendilerinin de bu şirketin otobüs biletlerini satan acente olduğunu iddia ederek “……Şirketi adına” istihkak iddiasında bulunduğu, davacının bir başka 3.şahıs adına istihkak iddiasında bulunamayacağı, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davaya konu 21.2.2014 tarihli hacizde hazır bulunan ….isimli çalışan haczin dava dışı …… Şirketi’nin faaliyet adresinde yapıldığını, hacze konu bilet bedellerinin acentelik sözleşmesi gereği davacı 3.kişi şirkete ait olduğunu beyan etmiş davalı alacaklı istihkak iddiasına itiraz etmiştir. İstihkak iddiası ile Yasa’da öngörülen hak düşürücü dava süresi kesilmekle birlikte İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, haciz esnasında istihkak iddiasında bulunan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen yedi günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası bulunmamakla birlikte üçüncü kişi hacizden itibaren 7 gün içinde doğrudan dava açarak kendi lehine istihkak iddiasında bulunmuştur ki bunu engelleyen yasal bir düzenleme yoktur. Davacının istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Bu durumda Mahkemece, davacı 3.kişinin süresinde ve usulüne uygun olarak kendi lehine istihkak iddiasında bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek toplanan deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 15.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.