YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9770
KARAR NO : 2011/10067
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ : Küçükçekmece Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili davalılar…,…,… ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında, usul yasası hükümlerine göre taraf teşkilinin davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece re’sen gözönünde bulundurulması gerektiği aksi halde davalının savunma hakkının kısıtlanacağı, dava dilekçesinin, davalı …’ye tebliğ edilmediği ve adı geçen davalıya savunma olanağı tanınmadan davanın sonuçlandırıldığı bu nedenle mahkemece dava dilekçesinin bu davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi, varsa davalının delillerinin toplanması ve sonucuna göre hüküm tesisi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının alacağının gerçek bir alacak olduğunun ispatlanamadığı, satış bedelleri ile gerçek değerler arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak da dahili davalılar…,… ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı alacağının gerçek bir alacak olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Somut olayda davacı 3. kişi tarafından taşınmazın tapuda 14.500 TL bedel ile alındığı ve gerçek değerinin 15.000 TL olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bedeller arasında mislini aşan bir farkın olduğu da söylenemez. Ancak bu taşınmaz satın alınırken tapu kaydında, biri davacının olmak üzere üç adet toplam 27.240 TL miktarlı haciz bulunmaktadır. Haciz miktarı satış bedeline eklendiğinde taşınmazın, davalı 3. kişiye maliyeti gerçek değerinin üç katına yaklaşmaktadır. Bunun hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Ayrıca davacının yaptığı 2003/4399 esas sayılı takibinde de borçlunun iki adet taşınmazının satışı sonunda dosyanın infazen kapatıldığı hususu da değerlendirilmemiştir. Bunlara ilaveten davalı 3. kişi ile borçlunun aynı site içinde çalışıp ve aynı sektörde iş yapıp yapmadıkları ile giderek davalı …’ın borçlu Sefer’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığı belirlenmemiştir. 3. kişiye satıştan itibaren kısa aralıklarla gerçekleşen satışlarda, borçlu ile akrabalığı olan kişiler bulunup bulunmadığı de araştırılmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda belirtilen noksanlıklar ikmal edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyiz eden davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara geri verilmesine 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.