Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5075 E. 2011/11358 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5075
KARAR NO : 2011/11358
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ : Adana Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borcu nedeni ile icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’nin üzerine kayıtlı taşınmaz payını mal kaçırma amaçlı davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar … ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasında herhangi bir akrabalık bağı bulunmadığı, birbirlerini tanımadıkları, bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece borçlu ile davalı arasında akrabalık bağının bulunmaması ve bedel farkının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
6183 sayılı Amme alacaklarının tahsil usulü hakkındaki yasanın 28/2 maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. O halde, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak tasarrufa konu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmeli, davalılar arasında 03.12.2008 tarihinde yapılan resmi senetteki alım satım bedelinin keşifte saptanacak gerçek değere göre pek aşağı kalıp kalmadığı değerlendirilmeli, 3. kişi konumundaki olan alıcının haricen yaptığını iddia ettiği ödemelerin de ancak banka hesap hareketleri gibi resmi ve yasal delillerle kanıtlanabileceği göz önünde bulundurulmalı, ayrıca vergi borcunun kesinleşip kesinleşmediği, tasarrufun kamu alacağının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılması için davacı İdareden bu konu ile ilgili icra takip evrakları, haciz tutanakları, ödeme emirleri getirtilmeli yasada öngörülen iptal koşullarının oluşması halinde 3. kişi yararına yapılan tasarruf tarihine kadar doğmuş ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı miktar belirlenmeli, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve bulunacak miktar ve ferileri ile sınırlı olarak iptale karar verilmelidir. Tüm kanıtlar toplandıktan ve gerekli araştırma inceleme yapıldıktan sonra hasıl alacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.