Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/22 E. 2010/2839 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/22
KARAR NO : 2010/2839
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

… ile … v.d. aralarındaki dava hakkında, Kütahya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen, 25.07.2008 gün ve 2004/450 Esas, 2008/274 Karar sayılı hükmün, Daire’nin 07.07.2009 gün ve 2008/6121 Esas, 2009/5039 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekilince kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı …’un malik, … ’ın sürücüsü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğunu, davalı … İdaresi’nin malik, …’in sürücüsü olduğu araçla çarpışmaları sonucu müvekkilinin yaralandığını, sağ gözünün görme kabiliyetini yitirdiğini belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 75.000.00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden işleyecek faizi ile sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 1.000.00 TL maddi tazminatın (sigorta şirketleri poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) kaza tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş, 14.02.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebine ek olarak 55.786.10 TL’nın, kaza tarihinden işleyecek faizi ile (sigorta şirketleri poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Birleştirilen, Kütahya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/197-175 Esas ve Karar sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkilinin maluliyeti nedeniyle bilirkişi raporu ile belirlenen miktardan, talep edilmeyen 16.111.21 TL’nın, sigorta şirketleri poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere, kaza tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar İl Özel İdaresi Müdürlüğü, …, … Sigorta A.Ş. vekilleri, ek davada talebin zaman aşımına uğradığını, ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaması nedeniyle ek dava açılamayacağını bildirerek, asıl ve ek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaması nedeniyle, davanın kısmen kabulüne, 56.786.10 TL’nın, davalı … şirketleri poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsiline tahsiline, alacağın 1.000.00 TL’na sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, kalan 55.786.10 TL’na, 14.02.2007 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 15.000.00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar İl Özel İdaresi, …, …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili ve davalı … İdaresi Müdürlüğü vekilinin temyizi üzerine, Daire’nin 07.07.2009 gün ve 2008/6121 Esas, 2009/5039 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin, HUMK.’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, haksız eyleme dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, davacı vekili, davalı … şirketlerine davadan önce başvuruda bulunduklarını ileri sürerek, buna ilişkin … haber kağıtlarını dosyaya ibraz etmiştir. Mahkemece, dava dilekçesinde talep edilen 1.000.00 TL’na, davalı … şirketleri yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden, ıslah ile artırılan 55.786.10 TL’na ise, tüm davalılar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı … şirketleri ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı … şirketleri bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Bu itibarla, sigorta şirketlerine başvuru yapılması veya dava açılmasıyla; kaza, davalı … şirketlerine ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Bu durumda mahkemece, davalı … şirketlerine davadan önce usulüne uygun başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüde düştüklerinin kabulü ile, tazminat alacağının tamamı için belirlenen temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemizin onama ilamı ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının ve peşin harcının istek halinde davacıya geri verilmesine 29.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.