YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3172
KARAR NO : 2010/5525
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm asıl ve birleşen dava davacıları ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiş, birleşen dava davacısı … ve davalı … vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.6.2010 Salı günü birleşen dava davacısı … vekili Avukat … ile davalı … geldiler. Davacı … Şirketi tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı …’e ait, davacı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın yaya …’a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, üçüncü şahsa poliçe limiti dahilinde 1.717,00 TL ödeme yapıldığını sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak kaza yapmış olması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu belirterek 1.717 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, birleştirilen dosyada ise …’a 10.929 TL ödeme yapıldığını ödeme tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı …, kusuru kabul etmediğini, ödeme yapılan …’ın dava açmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, alkolün kazaya etkisi bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dosya davacısı … vekili davalı … idaresinde bulunan aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacının uzun süre tedavi gördüğünü, belirterek 500 TL tedavi gideri, 5.500 TL işgöremezlik tazminatı ile 90.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra, 500 TL tedavi gideri ve 78,438 TL maddi tazminatın tahsili için ıslah etmiştir.
Davalı … şirketi vekili poliçe limiti dahilinde ödeme yaptıklarını, sorumlulukları kalmadığını davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …, davacının tedavi giderlerini ödediğini, yaralanmasında davacının da kusurlu olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği gerekçesi ile davacı … A.Ş tarafından açılan davanın reddine, davacı … tarafından açılan davada ise sigorta şirketi tarafından 10.929 TL maluliyet tazminatı ödendiği ve davacı tarafından ibraname verilerek davalının ibra edildiği gerekçesi ile işgöremezlik tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine, 500 TL tedavi giderinin davalı … şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile diğer davalı olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı …’den tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kazanın meydana gelmesinde salt alkol etkili olmayıp kazaya sürücülerin kusurlu davranışlarının etkili olmasına göre, davacı ve birleştirilen dosya davalısı Anadolu Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı …’in temyiz itirazları yönünden;Dava trafik kazasından kaynaklanan işgücü kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Davacı …’ın işgücü kaybının belirlenmesi için davacı tarafından ibraz edilen … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’den alınan 10.6.2003 tarihli %43 oranında malül olduğuna dair sağlık raporu esas alınmış ise de bu rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece davacı …’ın işgücü kaybının kesin olarak belirlenmesi için davacıya ait kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin dosyalar, teşhis ve tedavi dosyaları getirilerek Adli tıp kurumu veya Üniversitelerin adli tıp kürsüsünden sağlık işlemleri tüzüğüne göre işgücü kaybı oranının belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre aktüerya uzmanından ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin tedavisi sırasında harcanan tedavi giderlerini de talep ettiğine göre davacı tarafından ibraz edilen faturaların olaya uygunluğunun denetlenmesi için konusunda uzman tıp doktoru bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu konuda uzman olmayan bankacı,mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre hüküm kurulması isabetli değildir.
4- Davacı …’ın temyiz itirazlarına gelince ; davacı işgücü kaybı nedeniyle açtığı dava hakkında sigorta şirketi tarafından ödeme yapılarak davacının sigorta şirketini ibra etmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de söz konusu “İbranamenin” içeriği ve kapsamı yönünden davacının tüm maddi tazminat alacağını aldığı ve bu suretle borçluyu borcundan kurtardığı biçiminde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği uyuşmazlık konusudur. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda ise anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir.
Mahkemece; davalı … şirketi davacının gerçek zararından sorumlu olduğuna göre davacının işgücü kaybı oranı belirlendikten sonra aktüerya uzmanından rapor alınarak sonucuna göre tazmin edilecek miktar ile buna karşılık ibraname ile alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığı, açık oransızlığın bulunması durumunda, ibranameyi “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve ibraname ile alınan meblağın, gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, ivazlar arasında açık bir nispetsizliğin bulunması halinde, ibranamenin ancak makbuz niteliğinde bir belge olarak kabulü ile içeriğinde yazılı ödemenin tespit olunacak tazminat tutarından indirilerek, kalanının tahsiline karar verilmesi gerektiği ve ayrıca davalı … şirketinin ödemeyi dava açıldıktan sonra 2.7.2003 tarihinde yapmış olması da gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve birleştirilen dosya davalısı Anadolu Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulüne, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 750,00 TL vekalet ücretinin davacı … Şirketinden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacı … ve davalı …’e verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 206,05 TL fazla alınan peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı ve birleşen dava davalısı Anadolu Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 15.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.