Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/2827 E. 2011/9538 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2827
KARAR NO : 2011/9538
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalı adına trafikte kayıtlı aracın karıştığı trafik kazasında 3. kişilere ait araçların hasarlandığını, poliçe limiti dahilinde toplam 11.500 TL tazminatın zarar gören 3. kişilere ödendiğini, davalı aracının sürücüsünün olay anında alkollü olduğunu ve kazanın mühhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek 11.500 TL.nin kaza tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı …, adına kayıtlı aracını 5.2.2006 tarihinde bir başka araçla takas karşılığında …’e haricen sattığını bu tarih itibariyle işleten sıfatının kalmadığını, Mustafa’nın da aracı 18.4.2006 tarihinde Harun Kara isimli şahsa sattığını, Harun’un eşine ait olan rent a car işyerinde aracı kiralayarak kullandığını kazanın kiralayan sürücü tarafından yapıldığını, sürücü hakkında Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/256 Esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğini kusur ve faiz oranını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dıyında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücuen maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ” Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasal olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak araç sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şatlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal
dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir.
O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, (sigortacı) hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK.nun 23.10.2002; gün ve 2002/11-768-840; YHGK.nun 7.4.2004 gün 2004/11-257-212; YHGK.nun 2.3.2005 gün 2005/11-81-18; YHGK.nun 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 sayılı ilamlar)
Somut olayda; davalı aracının sürücüsü Erkan Eren 9.7.2006 tarihinde saat 23.45’ta meydana gelen kazaya kavşaklarda geçiş önceliğine uymayarak dava dışı 3. kişiye ait 06 AE 8225 plakalı araca çarpmış, bu araçta çarpmanın etkisiyle savrularak yolun sağında duraklama halinde olan 55 SY 815 plakalı dava dışı bir başka araca çarparak hasarlanmıştır. Kazada ağır şekilde yaralanan ve hayati tehlikesi bulunduğu bildirilen sürücü Erkan’ın 10.7.2006 tarihli 01.10’da Samsun Devlet Hastanesinde düzenlenen doktor raporunda, promili belirtilmeksizin alkollü olduğu bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/256 Esas sayılı dava dosyası getirtildikten sonra İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur ve hasar uzmanı nöroloji uzmanı, bilirkişilerden oluşacak 3. kişilik bilirkişi kurulundan ağır ceza mahkemesi dosyasındaki tanık beyanları, diğer deliller, olayın oluş şekli hava ve yol durumu, kaza tesbit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile önceki bilirkişi raporu da irdelenip değerlendirilerek kazanın mühhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurlarında etkili olup olmadığı davalı aracının sürücüsünün kusur durumu ile zarar gören araçlarda oluşan hasar miktarlarının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.