Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6970 E. 2011/11290 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6970
KARAR NO : 2011/11290
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Bakırköy 10.İcra Müdürlüğünün 2011/112 Tal. sayılı dosyasından 19.1.2011 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini, borçlunun davacı şirketin pazarlama bölümünde komisyon karşılığı çalıştığını ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), davacı 3.kişi şirkette sadece işçi olarak çalıştığını, haciz sırasında da bu şekilde beyanda bulunduklarını savunmuştur.
Mahkemece; her ne kadar ticaret sicil kayıtlarında borçlunun adı geçmese de, borçlunun komisyon karşılığı davacı şirket ile anlaştığı, davacı şirkette siparişleri alarak son aşamasına kadar ilgilenmek sureti ile malları yurt dışına ihraç etmek ile görevli olduğu, malları kendi adı altında ihraç ettiği, dikim işlerini kendi adına yaptırdığı, ödemeleri de kendi adına yaptığı ve bu nedenle davacı ile arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dava konusu menkuller 19.1.2011 tarihinde, takip dayanağı senet ile takip talebinde gösterilen ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir yerde, ancak borçlunun huzurunda haczedilmiştir. Haciz sırasında hazır bulunan borçlu işyerinde çalışan olduğunu, işe yeni başladığını belirtmiştir. Davacı 3.kişi vekili de borçlunun müvekkilinin yanında pazarlama bölümünde komisyon karşılığında çalıştığını ileri sürmüştür.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacı (3.kişi) şirket borcun doğumundan çok önce borçlu ile organik bağı bulunmayan şahıslar tarafından kurulmuş ve borcun doğumundan önce haciz adresine taşınmıştır. Yine, borçlunun borcun doğumundan sonra, ancak haciz işleminden önce, davacı 3.kişi ile bağı görünmeyen dava dışı Kuseyri Tekstil adlı işyerinde 22.10.2009 ila 08.4.2010 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığı da görülmektedir.
İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, borçlu ve 3.kişinin malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi malın borçlunun elinde addolunacağı ve bu karinenin aksinin ispat külfetinin 3.kişiye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı 3.kişinin bu yasal karinenin aksini her türlü delille ispatlaması olanaklıdır.
O halde, mahkemece, öncelikle takip konusu borcun kaynağının belirlenmesi yönünden, borcun doğumuna esas teşkil eden senedin düzenlendiği 10.11.2008 tarihinde davalı borçlunun herhangi bir ticari faaliyetinin ve vergi mükellefiyet kaydının bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, 3.kişi tarafından ibraz edilen faturaların, hacizli mallara uygun olup olmadığının konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile gerekirse mahallinde keşif yapılmak sureti ile tespiti, hacizli mallara uygun olduğu tespit edilen faturaların 3.kişinin ticari defterlerinde, malların ise envanterinde kaydının bulunup bulunmadığının, ayrıca; borçlunun 3.kişinin yanında (pazarlama bölümünde) komisyon karşılığı çalıştığı ileri sürüldüğünden, bu konuda davacı 3.kişi tarafından borçluya “komisyon ödemesi” adı altında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve yukarıda belirtilen mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin, inandırıcı ve güçlü nitelikte her türlü delille ispat etmesinin olanaklı bulunduğu da gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sırf borçlunun haciz yerinde hazır olmasının ve/veya 3.kişinin yanında çalışan sıfatıyla bulunmasının 3.kişi ile aralarında organik bağ olduğu anlamına gelmediğinin düşünülmemesi ve başka delillerle desteklenmeyen soyut içerikli tanık beyanlarına dayanarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3. kişiye geri verilmesine 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.