Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6949 E. 2010/11464 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6949
KARAR NO : 2010/11464
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bozyazı İcra Müdürlüğü’nün 2003/203 Esas sayılı dosyasında yapılan 13.09.2007 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: davanın kabulü ile haczin kaldırılması yönünde davacı vekilinin yüzüne karşı karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilinin vekaletnamede geçen iş yeri adresinde birlikte daimi oturan babası imzasına 08.12.2009’da tebliğ edilmiş, karar 24.12.2009’da alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş; 24.12.2009 gün, 2-23 sayılı ek kararla süre yönünden temyiz talebinin reddine karar verilmiş; ek karar, asıl karar tebliğinin usule uygun yapılmadığı, tebligatın 23.12.2009’da alındığı belirtilerek davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.)Asıl hükme yönelik tebligat alacaklı vekilinin vekaletnamesinde geçen iş yeri adresinde “vekilin geçici olarak bulunmadığı sırada birlikte sürekli oturan “ sıfatı ile babası imzasına tebliğ edilmiştir. Vekilin yokluğunda tebligatın kimlere yapılabileceği Tebligat Kanunu’nun 17 ve 20. maddelerinde belirtilmiştir. Bu nedenle karar tebliği usule uygun yapılmadığından temyiz süresinin hesabında öğrenme tarihinin dikkate alınması gerekir. 23.12.2009
2010/6949
2010/11464
olarak bildirilen öğrenme tarihinden itibaren 10 gün içinde yapılan temyiz başvurusunun yasal süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu nedenlerle 24.12.2009 günlü ek kararın bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2.)Dava, alacaklının İİK’nun 96. maddesi uyarınca açtığı “istihkak” davasıdır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000 TL.’yi geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca da; bu parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların (on milyon TL) 10.00 TL ‘yi aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2008 yılında bu parasal sınır 3.600,00 TL. olarak uygulanmıştır. Öte yandan 20.11.2007 gün ve 27060 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 387 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2008 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı %12 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2009 yılında icra mahkemelerince istihkak davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 4.030,00 TL.’sini geçmesi gerekir.
Somut olayda, temyiz konusu dava değeri, alacak miktarı olan 1.700,00.-TL’sıdır.
Bu durumda hüküm kesin nitelik taşıdığından temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenler temyiz itirazlarının kabulüyle 24.12.2009 günlü temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararın bozularak kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İİK’nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca asıl hükme yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.