Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7717 E. 2010/11394 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7717
KARAR NO : 2010/11394
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Antalya 3.icra Müdürlüğünün 2009/1825 Esas sayılı dosyasından, davacının eşinin borcundan dolayı 08.07.2009 tarihinde haczedilen ev eşyalarının bir kısmının davacının tarafından satın alındığını bir kısmının ise evlenirken getirilen eşyalar olduğunu belirterek İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak hacizlerin kaldırmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının borçlulardan …’nın eşi olduğunu ve birlikte oturduklarını davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacı iddiası ve bu iddiayı doğrulayan tanık beyanları, kurum yazısı ve davacı tarafça eda edilen tamamlayıcı yemin ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1.Davacı ve borçlulardan … karı-koca olup, haciz 08.07.2009 tarihinde bilikte oturulan evde ve borçlu eşin huzurunda uygulanmıştır. İİK’nun 96/3 maddesine göre “istihkak iddiası yapıldığı veya istihkak davası açıldığı tarihte, istihkak davacısı ile birlikte oturan kimseler aynı anda malın haczini öğrenmiş sayılır “ve yine aynı madde gereğince haczin yapıldığını öğrenen 3.kişinin 7 gün içerisinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybedeceği belirtilmiştir.
2010/7717
2010/11394
Somut olayda, haciz 08.07.2009 tarihinde davacının eşi huzurunda yapılmış ve davacının eşi, 3.kişi yararına değil ortağı olduğu şirket yararına istihkak iddiasında bulunmuş, davacı ise hacizden 08.07.2009 tarihinde aynı gün haberdar olduğu halde istihkak iddiası 7 günlük süreden sonra 20.07.2009 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihten sonra icra müdürlüğünce İİK’nun 97.maddesindeki prosedür işletilerek İcra mahkemesinin kararı üzerine dava açılmış olması, geçirilmiş olan sürenin ihyası sonucunu doğurmaz.
Bu durumda davanın İİK’nun 96.maddesinde belirtilen 7 günlük hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılması nedeniyle davanın süre yönünden reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi ve hakimin görevinden dolayı resen dikkate alması gereken bu hususu göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Kabule göre ise,
HUMK’nun 356.maddesinde düzenlenmiş olan resen teklif olunun yemin olarak tanımlanan, tamamlayıcı yemin, iddiasını gerçeğe yakın bir şekilde kanıtlamış olan tarafa hakimin tam bir kanıya varamaması nedeniyle yargılama sonunda teklif ettiği yemindir.
Dava konusu olayda, haciz borçlu ve davacı 3.kişinin birlikte oturdukları konutta yapıldığından İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Davacı 3.kişinin bu yasal karinenin aksini kesinve güçlü delillerle ispatlaması gerekmektedir. Davacı bu yönde bir mülkiyet belgesi sunmamıştır. Sunulan garanti belgeleri ve satıcı firma yazıları bu nitelekte belgeler olamadığından karine aksine ispata elverişli değildir. Soyut tanık beyanlarıda hükme yaterli netilekte görülmemiştir.
Bu durumda davacı 3.kişi iddiasını ispat edemediğinden, tamamlayıcı yemin teklif edilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.