Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2921 E. 2010/5566 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2921
KARAR NO : 2010/5566
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.6.2010 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, kaza sonrasında hasar gördüğünü ancak sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, zararın teminat kapsamı dışında olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği, bu nedenle zararın teminat kapsamında olduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerektiği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa’nın 1281 nci maddesi hükmüne göre, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın, sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının savunduğu şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması halinde sigortacı ödeme yapmaktan kurtulabilir.
Davalı vekili, kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleşmiş olamayacağını, aracın daha önce ağır hasar gördüğünü ve onarılmadığını ileri sürerek, ödeme yapmaktan kaçınmıştır. Mahkemece, dava konusu 06.06.2007 tarihli kazadan önce gerçekleşen 29.10.2006 tarihli kazada sigortalı aracın pert olacak düzeyde hasar gördüğü ve onarıldığına ilişkin kanıt sunulmadığı, ayrıca alkol tutanağındaki imza ile kaza tespit tutanağındaki imzanın birbirine benzemediği gerekçeleri ile, sigortalının doğru ihbarda bulunmadığı ve kanıt yükünün davacıya geçtiği kabul edilmiştir. Oysa, meydana gelen iki araçlı kazadan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir, trafik kaza tespit tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Mahkemece, aracın 29.06.2010 tarihli kazadan sonra onarıldığına ilişkin kanıt sunulmadığı kabul edilmiş ise de, sigortalı aracın dava konusu sigorta sözleşmesi ile aynı dönemde gerçekleşen 03.05.2007 tarihli kazadan sonra düzenlenen ekspertiz raporunda aracın 29.06.2010 tarihli kazadan sonraki hasarının onarıldığı belirtilmiş ve sigorta şirketi bu kaza ile ilgili ödeme yapmıştır. Bu durumda, davacının onarıma ilişkin kanıt sunmamış olması tek başına aracın onarılmadığının kabulü için yeterli değildir. Öte yandan, araç sürücüsünün alkollü olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığı halde, her hangi bir imza incelemesi yapılmaksızın alkol tutanağındaki imza ile kaza tespit tutanağındaki imzanın benzemediğinin bu nedenlerle davacı sigortalının doğru ihbarda bulunmadığının kabulü de doğru olmamıştır. O halde, mahkemece TTK’nun 1281’nci maddesi uyarınca rizikonun teminat kapsamı dışına kaldığının davalı … tarafından kanıtlanamadığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.