Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/412 E. 2010/6075 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/412
KARAR NO : 2010/6075
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, aracın kaza sonrasında hasar gördüğünü ileri sürerek, 11.095,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, avunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği, zararın teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa’nın 1281 nci maddesi hükmüne göre, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın, sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının savunduğu şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması halinde sigortacı ödeme yapmaktan kurtulabilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aracın kaza yapılan yerde bulunan ağaçlara çarpması sonucunda araçta oluştuğu iddia edilen hasarların oluşamayacağı bu nedenle rizikonun teminat dışı olduğu kabul edilmiştir. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, kazanın tek başına anlatıldığı şekilde olmadığının kanıtlanması yeterli olmayıp, sigorta şirketinin hasarın teminat dışı bir halden meydana geldiğini de kanıtlaması gerekir. Bu nedenle, zararın teminat kapsamında kaldığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.