Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10848 E. 2010/11301 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10848
KARAR NO : 2010/11301
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ : Bursa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Ünal aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını diğer davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu ise taşınmazların mal kaçırma amacı ile diğer davalıya satıldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, taşınmazların satışının mal kaçırma amacıyla yapılmadığı, sunulan protokol ve tanık beyanları nazara alındığında bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı ve 3. kişinin kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davalılar arasında yapılan satışta dava konusu taşınmazlar için ödenen bedel 28.000 TL olup taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerleri toplamı 163.343 TL’dir. Bu değerler keşif tarihindeki durum itibariyle yapılan inceleme sonucundaki rakamları gösterse de satın alma tarihinde kaba inşaat hali ile dahi edimler arasında aşırı fark bulunduğu
2010/10848
2010/11301
açıktır. İİY’nın 278/2 maddesinde edimler arasındaki aşırı fark bağışlama hükmünde sayılmış, yapılan tasarrufun iptale tabi olduğu öngörülmüş ve 3. kişi tarafından taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin borçluya ödendiği yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadıkça fahiş farka karşılık 3. kişinin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacının davasının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı ve yetersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.