Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7847 E. 2011/1728 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7847
KARAR NO : 2011/1728
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın, şantiye sahası içinde el freni çekilmeden park edildiğini, geriye doğru hareket ederek müvekkili şirkete kasko sigortalı araca park halindeyken çarpması sonucu hasar meydana geldiğini, olayda davalı sürücünün tam kusurlu bulunduğunu belirterek, sigortalıya ödenen 13.075.00 TL’nın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkilleri aracının aynı zamanda davacı şirkete trafik ve kasko (ihtiyari mali sorumluluk) sigortalı olduğunu, zararın bu poliçelerden karşılanması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davacının, dava dışı sigortalısına ödediği gerçek zarar miktarını davalılardan rücu hakkının bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, 13.075.00 TL’nın, 01.09.2008 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bir rizikonun meydana getirdiği zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamına girebilmesi için, o rizikonun motorlu araç tarafından karayolunda meydana getirilmiş olması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacı … vekili, davalı tarafa ait araç, müvekkili şirket nezdinde trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı olmakla birlikte, olayın karayolunda meydana gelmediğini, bu nedenle rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuş ise de, mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır.
O halde mahkemece, olay yerinde keşif yapılarak, kazanın meydana geldiği yerin, yukarıdaki açıklamalar ışığında karayolu sayılan bir yer olup olmadığı, bu suretle rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmayacağı saptanarak, karayolu olduğu sonucuna varılırsa, el freni çekilmeden park edilen aracın sebep olduğu hasarın trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminatı dahilinde olduğu, davalı aracının aynı zamanda davacıya trafik ve ihtiyari mali sorumluluk sigortalı bulunduğu, alacaklı ve borçluluk sıfatlarının davacıda birleştiği dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 28.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.