YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2588
KARAR NO : 2010/5257
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı-karşılık davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait kamyona, davalıya ait kamyonun tam kusurlu çarpması sonucu hasar meydana geldiğini belirterek, 14.350.00 YTL toplam hasar bedelinden, 8.000.00 YTL trafik sigortası ödemesinin mahsubu ile bakiye 6.435.00 YTL hasar bedeli, 4.500.00 YTL kazanç kaybı ve 10.000.00 YTL değer kaybı olmak üzere toplam 20.935.00 YTL’nın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, süresi içinde açılmayan karşılık davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, asıl davanın reddine, karşılık dava olarak da, aynı kazada müvekkiline ait araçta meydana gelen 10.000.00 YTL hasar bedelinin yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, asıl davanın HUMK.’nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, karşılık davanın ise süresi içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşılık davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Açılmış (derdest) olan bir (asıl) davada, davalının, aynı mahkemede ve aynı dosyada asıl davacıya karşı dava açmasına, karşılık dava denir (HUMK.’nun 203-208. md).
Davalı, kendisine karşı açılan (asıl) davaya karşı sadece savunmada bulunmakla yetinmeyip, aynı zamanda davacıdan olan bir hakkının da hüküm altına alınmasını isterse (asıl) davacıya karşı bir karşılık dava açar. Mahkeme, karşılık davayı asıl dava ile birlikte inceleyip karara bağlar. Asliye mahkemelerinde (yazılı yargılama usulünde), karşılık dava cevap layihasında (HUMK.’nun 203. md.) ve on günlük esasa cevap süresi içinde (HUMK.’nun 195. md.) açılabilir. Mahkeme, karşılık davanın esasa cevap süresi geçtikten sonra açılmış olduğunu kendiliğinden (re’sen) gözetemez. Davacı, karşılık davanın süresinde açılmadığını, ancak ilk itiraz (HUMK.’nun 187/8. md.) olarak ileri sürebilir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalıya 29.02.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili on günlük cevap süresini geçirdikten sonra 18.03.2008 havale ve harç tarihli dilekçesinde karşılık davayı açmıştır. Karşılık dava dilekçesi, davacıya 29.05.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 03.06.2008 tarihli dilekçesinde, karşı davanın süresi içinde açılmadığını ilk itiraz olarak ileri sürmüştür.
Davacının ilk itirazı üzerine, karşılık davanın esasa cevap süresi geçtikten sonra açılmış olduğunu tespit eden mahkememin, davalının bununla sadece karşılık dava açma yetkisini kaybettiğini, davasını ayrı bir dava olarak her zaman açabileceğini göz önünde bulundurarak, karşılık davanın açılmamış sayılmasına veya reddine değil, usul ekonomisi ve menfaatler dengesi yönünden, karşılık davanın asıl davadan ayrılmasına (HUMK.’nun 45-46. md.) karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşılık davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşılık davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı-karşılık davacı yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşılık davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşılık davacıya geri verilmesine 7.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.