Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9587 E. 2011/11396 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9587
KARAR NO : 2011/11396
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle, dosya kapsamındaki 20.3.2007 tarihli haciz tutanağının İİK 105. madde anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın esası hakkında toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken aciz belgesinin süresi içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin isabetli olmadığı hususuna değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda iddia savunma toplanan delillere göre; davacının, borçlunun kızının kocasının kardeşi olduğu, borçlunun davacı tarafından yapılan icra takibine itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesini sağladığı, icra takibinin tasarruf tarihinden sonra yapıldığı, dava konusu taşınmazın satışından sonra davalı …’in borçlu aleyhine meni müdahale ve ecri misil davası açtığı, davanın kabulüne karar verildiği, davalı …’in davacıya borcunun bulunmadığı, bu nedenle davanın görülebilirlik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığı bu nedenle davanın görülebilirlik koşulu bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.Takip konusu borç 10.1.2006 tanzim tarihli nakten kaydıyla düzenlenen toplam bedeli 90.000,00 TL olan üç adet bonaya dayalı olup takibe 6.3.2007 tarihinde başlanmış, 20.3.2007 tarihinde borçlunun evinde haciz yapılmış, 26.6.2007 tarihinde de üç adet taşınmazına haciz konulmuştur. Her ne kadar borçlunun kızı, davacının kardeşi ile evli ise de aradaki dünür ilişkisi alacağın muvazaalı olduğunun kabülü bakımından yeterli değildir. Kaldı ki davalı …’in tanıklarından … ve … davacı ve borçluyu tanımadıklarını, aralarındaki ilişkiyi bilmediklerini, tanık …’ın da benzer beyanda bulunduğu, diğer beyanlarının ise başkalarından duyduklarından ibaret olduğu,tanık …’ın davacıyı tanımadığını beyan etmesine rağmen ekonomik durumu hakkındaki beyanlarıyla çelişki yarattığı ve bu çelişkinin giderilmediği,davacı tanığı …’nın takip konusu alacağın muvazaalı olduğu yönünde beyanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin gerekçesinde yer alan diğer olgularda dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Takip, dava konusu tasarrufundan sonra yapılmış olmakla beraber borç, iptali istenen tasarrufdan önce doğmuştur.Davalı … tarafından davalı borçluya gönderilen 13.3.2007 tarihli ihtarname, borçlu hakkında başlatılan 6.3.2007 tarihli takipten sonra olduğu gibi meni müdahale ve ecrimisil davası da 2.4.2007 tarihinde açılan tasarrufun iptali davasından sonra 24.4.2007 tarihinde açılmış ve borçlu 11.10.2006 tarihinde davalı …’e sattığı evde 21.5.2010 tarihli tahliye ve hacze kadar oturmuştur.
Dosyadaki maddi ve fiili olgular birlikte değerlendirildiğinde davalı …’nun, takip konusu alacağın muvazaalı olduğunu, davacının gerçek bir alacağının olmadığını ispatlayamadığından davanın esasına girilerek dava konusu tasarrufun İİK 277,278,279, 280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de dava önşart yokluğu nedeniyle reddedildiğinden davalı 3.kişi yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.