YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1742
KARAR NO : 2010/2923
KARAR TARİHİ : 30.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucunda davacının desteği olan kızını kaybettiğini ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı sigorta şirketi vekili, müvekkilinin kanıtlanan gerçek zarardan sorumlu olduğunu, temerrüde düşmediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacının farazi desteği olan kızı trafik kazası sonrasında hayatını kaybetmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Somut uyuşmazlıkta davacının desteği 8. sınıf öğrencisi olup, yaşasa idi gelir elde etmeye başladıktan sonra annesine destek olacaktı. Uyuşmazlık desteğin elde edeceği gelir noktasındadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre gerçek
gelirin kanıtlanamaması halinde, asgari ücret düzeyinde gelir elde edileceği kabul edilmektedir. Dosya kapsamından, davacının desteği henüz öğrenci olması nedeniyle hesaplamaya esas alınması gereken gelirin asgari ücret düzeyinde olması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, desteğin hemşire olmak istediğinin davacı ve tanıkları tarafından beyan edilmiş olması yeterli kabul edilerek, desteğin hemşire olacağının kabulü ile, gelirin buna göre belirlenmesi doğru olmamıştır.
3-Ayrıca, davacı farazi desteğini kaybetmiş olup, desteği yaşasaydı 4 yıl sonra gelir elde etmeye başlayacaktı. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, tazminatın önceden alınması halinde iskonto yapılmak suretiyle belirlenecek tazminata hükmedilmesi gerekirken anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
4- Davalı sigorta şirketi kazaya neden olan aracın trafik zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve 91’inci maddesi uyarınca işletenin sorumluluğunu üzerine almış bulunmasına göre, sigortalının aracın işletilmesi nedeni ile zarar görenlere ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ve faizi ödemesi gerekir. Somut olayda sigortalı araç ticari araç değildir, buna göre yasal faize hükmedilmesi gerekirken, avans faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.