Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5972 E. 2011/11124 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5972
KARAR NO : 2011/11124
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Bakırköy 7.İcra Müdürlüğünün 2010/4173 sayılı takip dosyasında, 4.5.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu şirket ortakalarının akraba olup alacaklıdan mal kaçırma amacıyla birlikte hareket ettiklerini, haciz sırasında borçluya ait bir çok belgenin bulunduğunu, davacı şirket ortağı ve yetkilisi olan …’nın borçlu şirkette genel müdür olarak çalıştığına dair beyanının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ödeme emrinin haciz adresinden farklı bir adreste tebliğ edildiği, borçlunun haciz adresi ile bir ilgisinin bulunmadığı, davacı ile borçlu şirketlerin ortak ve yetkililerinin farklı olduğu, 3.kişi ortağı …’nın borçlu şirket ile ilişkisinin ticaret sicil kayıtlarından tespit edilemediği, mahcuzların bir kısmının davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu menkuller, borçlunun takip adresi dışında, 4.5.2010 tarihinde, davacı 3.kişi şirket ortağı ve yetkilisi …’nın huzurunda haczedilmiştir. Haciz sırasında borçlu şirketin isminin yazılı olduğu bir çok belge ve numune kartelası bulunmuştur. Davacı şirket ortağı …, borçlu şirketin eski çalışanı olduğunu, işyerinin borçludan devir alındığını haciz sırasında beyan etmiştir. Davacı şirket haciz adresindeki faaliyetine borcun doğum tarihinden sonra başladığı gibi her zaman sağlanması olanaklı olan faturalar da borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiştir.
Davalı alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgelerden davacı şirketin internette belirttiği adresin borçlu şirket ile aynı adres olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacı şirket 19.3.2010 tarihinde kurulmasına karşın anılan adreste 1993 yılından beri faaliyet gösterdiğinin belirtildiği belge içeriği ile sabittir.
Tüm bu olgular hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı 3.kişi şirketin ortağı ve yetkilisinin, borçlu şirketin çalışanı iken borcun doğum tarihinden sonra yeni bir şirket kurarak haciz adresinde, hatta internet kayıtlarına göre borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste de faaliyete başladığı, haciz mahallinde borçluya ait bir çok belgenin bulunduğu, davacı 3.kişi ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yaptığı, yapılan bu işlemlerin ticari işletme devri niteliğinde olduğu, İİK.nun 44.ve BK.nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadır. Yapılan bu danışıklı işlemler alacaklının haklarını etkilemeyeceğinden ve işletmeyi devir alan kişi BK.nun 179.maddesi uyarınca işletmenin borçlarından da sorumlu olacağından davanın reddi gerekir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.