YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2712
KARAR NO : 2011/9716
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ : Kartal Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş davalılar vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.10.2011 Salı günü davacı Maliye Hazinesi vekili Av. … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine ortağı olduğu dava dışı … San. ve Tic. Ltd. Şti’nin amme borcundan dolayı icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı kız kardeşi Işıl’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu ve satışın yakın akrabalar arasında yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Gerekçeli karar, temyiz isteyen davacı Hazine’ye 14.10.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi HUMK’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 12.11.2010 tarihinde mahkemeye verilmiştir. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz dilekçesinin (isteminin) reddi gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı …’in borçlu …’ın ablası olmasına, 6183 sayılı Kanunun 28/1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine, ayrıca aynı Kanun’un 30. maddesinde borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından yapılan tek taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğunun da açıklanmasına ve bu kapsamda davalı …’in, kardeşi olan borçlu …’ın amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla hareket ettiğini bilebilecek durumda olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde 6183 sayılı Kanununun 31. maddesi uyarınca üçüncü kişinin malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği nazara alınmadan, taşınmazın dava açıldıktan sonraki son durumunu sorulmadan ve somut olayda olduğu gibi taşınmazın dava dışı kişilere devir edildiği belirlenmeden ve davacı tarafa 4. kişileri davaya dahil edip etmeyeceği sorulmadan infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.