Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7572 E. 2011/11349 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7572
KARAR NO : 2011/11349
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan bozma ilamında, davalılar arasındaki tasarrufun 27/02/2006 tarihinde yapılmış olmasına rağmen davacının alacağının dayanağı olan bono 23/07/2007 tarihinde tanzim edilmiş olduğundan iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan daha önce gerçekleştirildiği, kaldı ki davacının da alacağının tasarruftan önce doğduğuna ilişkin bir bildiriminin bulunmadığı halde mahkemece yakın akrabalık gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığına değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu tasarrufî işlemin borcun doğumundan önce yapılmış olduğu ve Yargıtay bozma ilamının da kesin mahiyette olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Yargıtay bozmasına uyulan celsede davacı vekili tarafından borcun doğum tarihinin dava konusu edilen tasarrufun yapıldığı tarihten daha önce olduğu belirtilerek buna ilişkin deliller sunulmak üzere süre talep edilmiştir. Ne var ki Mahkemece bu talep ile ilgili bir karar verilmeden hüküm kurulmuştur.
Dairemizin 14/09/2009 tarih ve 2009/3386 esas ve 2009/5316 karar sayılı ilamı, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği şeklinde kesin nitelikte olmayıp dava koşulu olan tasarrufun borcun doğum tarihinden sonra olması gerektiği halde şeklen tasarrufun borcun doğum tarihinden önce gerçekleştiğine ve davacının da aksini ileri sürmemiş olduğuna işaret edilmiştir. Gerçekten de tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava ön koşulu olup mahkemece res’en araştırılmalıdır. Dava koşulunun var olup olmadığı belirlenmeden işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Somut olayda temyiz dilekçesine ekli belgelerden borcun kaynağının, kredi sözleşmesine kefil olunması ve asıl borçlu tarafından geri ödenmemesi üzerine davacı tarafından borcun kapatılmasına dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı alacağının tasarruf işleminden önce doğduğu belli olmakla İİK’nın 278/III-1 ve 280/I,II koşullarının oluştuğu nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.