YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2135
KARAR NO : 2022/21
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davacı vekili, davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 22/05/2017 tarih, 2016/2656 Esas ve 2017/5727 Karar sayılı ilamında özetle; davacı vekili tarafından sunulan, eldeki davaya konu olmayan başka bir kazaya ve tarafları da farklı olan başka bir dava dosyasına ait olduğu anlaşılan dilekçenin ve ekli ibranamenin, eldeki dava ile ilgisi bulunmadığından, işin esasına girilip yargılamaya devam edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 253.610,20 TL. sürekli işgücü kaybı ve 6.389,80 TL. geçici işgöremezlik olmak üzere toplam 260.000,00 TL. tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; fazlaya dair geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine ve fazlaya dair sürekli işgücü kaybı alacağının saklı tutulmasına karar verilmiş; 13/10/2020 tarihli ek karar ile hüküm tashih edilerek (re’sen), karardaki 253.610,20 TL. ibaresi yerine 261.610,20 TL. ibaresinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İhbar olunan … vekilinin temyiz talebi yönünden; mahkemenin temyize konu 21/09/2020 tarihli hükmünü temyiz eden …’in, davada ihbar olunan 3. kişi konumunda olduğu; davanın tarafı olmadığı ve hakkında hüküm tesis edilmediği gözetildiğinde, … vekilinin mahkeme hükmünü temyiz hakkının bulunmaması nedeniyle, temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; davacı için hesap edilen maddi tazminattan emniyet kemeri takmama nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimiyle tazminatın belirlendiği, olayda birden çok müterafik kusur nedeni bulunsa dahi tek indirim (%20) yapılmasına ilişkin Dairemizin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, ehliyetsiz sürücü aracına binme nedeniyle tazminattan ilave indirim yapılmayışında usulsüzlük
bulunmamasına; somut olayda hatır taşıması şartlarının oluşmadığına ve tazminattan bu nedenle indirim yapılamayacak oluşuna ilişkin kabulün yerinde görülmesine; oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi heyetinin 29/07/2019 tarihli raporundaki % 90 kusur oranının benimsenmesinde isabetsizlik görülmemesine; davacının SGK hizmet döküm cetvelindeki gelirinin tazminat hesabına esas alınmasının yerinde bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının sürekli işgücü kaybı tazminatı alacağının 253.610,20 TL. ve geçici işgöremezlik tazminatı alacağının 6.389,80 TL. olduğuna hükmedilmiştir. Ancak, gerekçeli karar yazımı sırasında sürekli işgücü kaybı tazminatında maddi hata yapıldığının fark edildiği gerekçesiyle, 13/10/2020 tarihli ek karar ile hükmün tashihine karar verilerek, 253.610,20 TL. şeklinde belirlenen tazminatın 261.610,20 TL’ye yükseltildiği görülmektedir.
Hükmün tavzihi ile tashihi şartları, 6100 sayılı HMK’nın 304. ve 305. maddelerinde düzenlenmiş olup, tashih için karar içeriğinden anlaşılan ancak basit hesap ya da yazım hatası nedeniyle hükümde oluşan bir hatanın bulunması; tavzih için ise, açık olmayan ya da birbiriyle çelişkili olan hüküm kısımlarının bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, ne tavzih ne de tashih yoluyla, mahkeme kararında yer almayan yeni bir yükümlülüğün taraflara yüklenmesi, taraf yükümlülüğünün artırılması ya da bir hakkın taraflara sağlanması mümkün değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı lehine hükmedilen sürekli işgücü kaybı tazminat miktarının, hükümden sonra değiştirilmesine ilişkin olarak yapılacak bir usul işlemine cevaz veren yasal düzenlemenin bulunmadığı; yapılan tashih işleminin, hükmün değiştirilmesi niteliğinde olduğu; hakimin dosyadan el çekmesinden sonra, hükümde anılan tarzda bir değişiklik yapma yetkisinin bulunmadığı gözetilerek, verilen hükme dokunulmaması gerekirken, maddi hata gerekçesiyle hükmün değiştirilmesi ve kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir.
4-Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrasında; “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında “iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın ihbar olunana ait ve davalı tarafından trafik sigortalı olduğu, aracın yaptığı kazada davacının yaralandığı ve davaya konu edilen maluliyetinin doğduğu anlaşılmaktadır. Dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davaya
konu trafik kazasının iş kazası olarak kabul edilip edilmediği ve davacıya bu nedenle ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması için yazılan müzekkere üzerine, SGK Sivas İl Müdürlüğü’nün 18/02/2019 tarihli cevabi yazısında, davaya konu olayın iş kazası olarak kabul edildiği ve davacıya % 30,2 maluliyet oranı için 112.465,86 TL. peşin sermaye değerli gelir bağlandığının bildirildiği; hükme esas alındığı belirtilen 09/04/2020 tarihli aktüer raporunda da SGK ödemesinin tazminattan düşülmesi gerektiği belirtildiği halde, anılan ödeme düşülmeden tazminatın belirlendiği görülmektedir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davacıya iş kazası sigorta kolundan ödenen 112.465,86 TL. peşin sermaye değerli gelirin ilgililerden rücuen tahsili için SGK tarafından açılmış dava olup olmadığı da araştırılarak, anılan bedelin davacının sürekli işgücü kaybı tazminatından, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi hükmüne göre düşülmesi suretiyle sonuç tazminatın belirlenmesi için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre (kazanılmış haklar korunmak kaydıyla) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmü temyiz eden ihbar olunan … vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden ihbar olunan … ve davalıya geri verilmesine 10/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.