Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2012/15388 E. 2013/1680 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15388
KARAR NO : 2013/1680
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, nüfus kaydında anne, baba ve doğum tarihinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, hüküm duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve HUMK 438/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararları hakkında duruşma yapılamayacağından, evrak üzerinde inceleme kararından sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı; gerçek annesi …’nin kendisinin doğumu sırasında öldüğünü, babası …’nin de kendisine bakamaması nedeniyle çocuğu olmayan teyzesine verdiğini, bu şekilde teyzesi … ile teyzesinin eşi …’nun çocuğu gibi nüfusa tescil edildiğini belirterek anne ve baba adının … ve … olarak, gerçek annesi …’in hastahanede ölmesi nedeniyle doğum tarihinin de buna göre düzeltilmesini istemiş, mahkemece istemin soybağının kurulmasına ilişkin olduğu değerlendirilerek aile mahkemesinde görülmesi gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Davada çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağı ya da nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığı meselesidir. Bilindiği üzere nesep, birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Bu kavram içerisinde kan bağının yanında hukuki münasebetin de bulunması, diğer bir ifadeyle kan bağının hukuk düzeninin aradığı koşullar içerisinde oluşması zorunludur. Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesi uyarınca ”Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur.” Ayrıca kısaca af kanunları olarak nitelendirilen “Bir evlenme aktine dayanmayan birleşmelerden doğan çocukların neseplerinin düzeltilmesine” ilişkin kanunlara göre de soybağı düzeltilebilir. (HGK 30.01.2008 gün 2008/2-36-47 sayılı kararından)
Çocuk ile ana arasında soybağı, doğumla kendiliğinden kurulur. Çocuk ile annesi arasındaki soybağının tesisi için, hükme gerek bulunmadığından, çocuğun annesi ile soybağı ilişkisinin kurulması değil, çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespiti dava konusu edilebilir.
Öte yandan Türk Medeni Kanunu’nun 36/1. maddesine göre kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddesi uyarınca ”Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.”
Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi ile “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” anlaşılır (Ergun Özsunay, Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul 1982, s:243). “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi”dir. Nüfus kütüklerindeki “doğru olmayan kayıtların” düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan kayıtlar”, ilgilileri veya Cumhuriyet Savcısı tarafından açılacak olan “kayıt düzeltme davası” ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır. Önemle vurgulanmalıdır ki; zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77). Şu durumda; nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davada resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi, tanık da dinlenebilecektir (Özsunay, age. S:244; Bilge Öztan, Şahsın Hukuku Hakiki Şahıslar, Ankara 1997, s:210). Görüldüğü üzere; nesebin reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Nesebin reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi “doğru” olarak doğmuş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra “nesebin reddi davası” ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kadının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının “gerçek durumu” yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirildiğinden söz edilmesi gereklidir. (HGK 30.01.2008 gün 2008/2-36-47 sayılı kararından)
Somut olayda; davacı 14.05.1954 doğumlu olarak … ve … çocuğu olarak 23.06.1954 tarihinde nüfusa tescil edilmiştir. Davacının, annesi olduğunu iddia ettiği …’nin 28.03.1954 tarihinde hastahanede doğum yaptığı ve bir kızının olduğu, ardından 01.04.1954 tarihinde ise öldüğü resmi evrak kapsamıyla sabittir. Yine …’in, davacının babası olduğunu iddia ettiği … ile evli olduğu, bu şahsın da 19.11.1991 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Davacı ana ve baba yönünden kaydın düzeltilmesini istediği gibi kendi doğum tarihinin de düzeltilmesini istemiştir. Davacının iddialarının kabulü halinde, yukarıda da açıklandığı gibi; davacının kayden baba ve annesi görünen … ve … yönünden nüfus kaydının “gerçek durumu” yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirildiğinden söz edilmesi gereklidir. Bu yönden davanın soybağı ile ilgisi bulunmamaktadır. Anne olduğu iddia edilen … yönünden ise soybağının olamayacağı tartışmasızdır. Baba olduğu iddia edilen … yönünden ise; …’in anne olduğunun tespiti halinde ve …’de … ile evli olduğuna göre ”evlilik içi doğum” olacağından Türk Medeni Kanunu’nun 285/1 maddesindeki babalık karinesi geçerli olacaktır. Bu karine uyarınca ”koca” yasa gereği ”baba” olacağından ayrıca koca yönünden soybağı incelenemeyecektir. Bu halde aynı yasanın 286 ve 291. maddeleri uyarınca koca, çocuk veya koşulların gerçekleşmesi halinde diğer ilgililerin soybağının reddi davası açmaları gerekir. Davacının iddialarının kabulü halinde baba olduğu iddia edilen … yönünden soybağı ilişkisi …’in anne olduğunun tespiti halinde yasa gereği kendiliğinden gerçekleştiğinden bu halde de soybağı davasından sözedilemez. Açıklanan nedenlerle davada görevli mahkeme 4787 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince aile mahkemesi olmayıp 5490 sayılı Yasanın 36.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesidir.
Mahkemece; işin esasının incelenmesi, davanın kabulü halinde hakları etkilenecek …’in muhtemel mirasçılarının, … eşi ve kayden sağ olan Naile’nin ve … eşi … ‘nın davaya katılımı sağlanması, delillerin toplanması, DNA incelemesi de yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.